"Bir gün bir kadından mektup alırsan, dikkatli ol. Çünkü o kadın belki de dünyayı ateşe vermeye gelen LİLİTH'tir."
Aşk, inanç, isyan ve acının iç içe geçtiği bu satırlarda; bir erkeğe değil, tüm insanlığa yazılmış mektupları okuyacaksın.
Lilith, sadece bir karakter değil - bastırılmış kadınlığın, özgür ruhun ve karanlıkla barışmış ışığın sesi.
Bu mektuplar; bir kadının değil, bir devrimin kaleminden süzüldü.
Kimden saklanıyor, kime sesleniyor, neden hâlâ anlatıyor?
"Lilith geri döndü. Ve bu kez susmaya hiç niyeti yok."
"Beni sevmediler. Çünkü yandığım ateş, onların dualarına sığmıyordu."
Bu bir aşk hikâyesi değil.
Bu, aşkın öldüğü yerden yazılmış mektupların sesi.
Lilith, yalnızlığını Tanrı'ya, öfkesini Âdem'e, suskunluğunu sana yazdı.
Ve her satırda bir hakikati kanatarak söyledi:
"Sen hâlâ cenneti mi arıyorsun? Ben cehennemimi kurdum bile."
"Yasak elmayı ısırmadım. Ben, ağacı yaktım."
Lilith'in adı hep fısıldandı.
Oysa o çığlık attı.
Bu mektuplar, susturulan bir kadının değil - unutturulan bir varlığın yankısı.
Bir mit değil bu...
Bir intikam, bir dua, bir lanet.
Okurken gözlerin değil, ruhun yanacak.
"Âdem'in kaburgasından yaratılmadım. Onun gölgesinde de büyümedim."
"İnsan, yasaktan doğar. Ve yasak olan her şeyin adı kadındır."
All Rights Reserved