~
İnsan sevgisizlikten ölmezmiş.
Ama onunki ölümden beterdi.
Küçükken herkes sustu, kimse "bu çocuğa ne oluyor" demedi.
Şefkatin yerini tokat, güvenin yerini kilitli kapılar aldı.
Ve o da öğrendi: Ağlamamak hayatta kalmaktı.
Yalvarmamak gururdu.
İşte bu yüzden büyüdüğünde bir isim değil, bir gölgeye dönüştü.
Adı yoktu.
Sadece bir fısıltı: Nemora.
Nemora, kurbanlarını rastgele seçmezdi.
Her biri onun çocukluğunda içini oyan bir parçayı temsil ederdi.
Her öldürdüğü insan, kendi içindeki ölü çocuğun çığlığıydı aslında.
Kendine bir ev kurmadı.
Bir mezar kazdı.
O mezara da yavaş yavaş herkesi gömdü.
Ama bir gece
Bir adamın gözleri onun tüm planını bozdu.
O adam kaçmıyordu.
Korkmuyordu.
Ve en kötüsü: Anlıyordu.
~ Şah
Satranç gibi oynayan, her hamlesi planlı. Gücünü açıkça kullanmaz ama tahtı o belirler.
"O, Nemora'nın avladığı adamlardan değildi.
Onun adını hiçbir dosyada görmemişti.
Ama Nemora farkında olmadan onun oyununa çoktan çekilmişti.
Çünkü o, karanlığın şahıydı.
Ve Nemora da onun tek eşi."
"Çünkü bazen en büyük ceza, seni öldürmeyip yaşatmak, ama kimseye ait olmamaktı."