Story cover for Gölgenin Rengi  by leilagece
Gölgenin Rengi
  • WpView
    Reads 387
  • WpVote
    Votes 96
  • WpPart
    Parts 4
  • WpView
    Reads 387
  • WpVote
    Votes 96
  • WpPart
    Parts 4
Complete, First published Jul 13
Mature
Ressam olan Güneş, ve mücevher tasarımcısı diye bildiğimiz ama altı da daha büyük bir kişiliği olan Kuzey'in hikayesi. Yazlık cıvır cıvır bir kurgu. ama tabi ki herşey öyle kolay değil. Kırmızı başlıklı kız ve kurt. imkansız ama imkan bulunan aşk. Bir parkta terk edilen birinin kendi benliğini aynı parkta çok başka biri tarafından bulunacağını nereden bilebilir ki?
All Rights Reserved
Sign up to add Gölgenin Rengi to your library and receive updates
or
Content Guidelines
You may also like
ARCHIVE (+18) by SDamontes
10 parts Ongoing Mature
Gözlerime kilitlendi. "Çağla, son şansın." Dedi gerçekten konuşmamı ister gibi. Bir yandan da sesi buz gibiydi. Benim Savaş'ım. Gerçekten kötü biri gibi davranıyordu. "Ne zamandır kabadayılık yapıyorsun Savaş?" demek geldi içimden. Kafasını iki yana salladı sabırsızca. "Yanlış cevap." Dedi ve o an ayağa kalkıp arkasındaki adama, yerdeki adamıma silah çekti. Çığlığımı içimde tutmak için avcumu dudaklarıma kapattım. "Son şansın olduğunu söylemiştim." Derken yerdeki adamım, yani Kafes'in adamı, bağlı ağzının içinden çığlık atmaya çalıştı. Gözümü yerdeki adamdan çekemiyordum. Ölecekti. Benim yüzümden. "Dur!" dedim. Ya da demeye çalıştım. Gözlerimi Savaş'a çeviremeden adama bakmaya devam ettim ama konuşacak gücü kendimde bulamadım. "Nereden gönderildiğinle başla." Dediğinde kafamı ancak ona çevirebildim. "Ve Çağla." Dedi oldukça sakin bir şekilde. "Sakın yalan söyleme." Diye ekledi. "Kafes!" diye fısıldadığım anda silahını tekrar beline yerleştirdi. Karşımdaki koltuğa yerleşip gözlerini bana dikti. "Güzel gidiyorsun." Derken beni cesaretlendirdiğini mi sanıyordu? ⚠️ UYARI / DISCLAIMER ⚠️ Bu kitap tamamen kurgudur. Kitapta geçen kişi, kurum, kuruluş, mekan, marka ve olayların hiçbiri gerçeği yansıtmamaktadır. Gerçek kişi veya kurumlarla benzerlikler tamamen tesadüftür. Kitapta geçen olaylar, diyaloglar ve tasvirler yalnızca yazarın hayal gücünden ibarettir. Gerçek hayatla ilişkilendirilmemelidir. Eserde yer alan şiddet, cinsellik, psikolojik manipülasyon, hastalık, ölüm, travma, bağımlılık, suç ve benzeri tetikleyici unsurlar yalnızca hikâyenin dramatik kurgusuna hizmet etmek amacıyla yazılmıştır. Gerçek yaşamda uygulanması önerilmez ve teşvik edilmez. Bu kitap; tıbbi, psikolojik, hukuki veya etik tavsiye niteliği taşımamaktadır. Buradaki hiçbir bilgi gerçek bir uygulama için örnek alınmamalıdı
EMANET by aysegulkalayzengin
51 parts Complete
Bebeği lösemi olan Arslan ile kardeşinin beyninde tümör olan Ayşegül, çaresizlik dolu bir dönemde kaderin ağlarını örmesiyle karşılaşır. Onların çaresizlikten başlayan zoraki evlilikleri, acaba güçlü bir aşka yuva olabilecek miydi? "Sakin misin?" diye sorduğunda, iyice yaklaştı. "Sakinim." Onun sözlerinden cesaret alarak, dudaklarıyla dudaklarına dokundu ama ansızın yüzüne yediği tokatla, şaşkına döndü. Ayşegül'ün tedirgin bakan ela gözleri, kırpışan kirpiklerinin altında fazlasıyla masum duruyordu. "Özür dilerim." "Önemli değil... Şimdi ben seni tekrar öpeceğim ve sen bana tokat atmayacaksın." "Sen öpeceksin, ben tokat atmayacağım." "Aynen öyle..." "Tamam." "Öpüyorum." "Öp..." "Tokat yok?" "Tokat yok." Arslan, dudaklarını hafifçe onun dudaklarına değdirdiğinde, Ayşegül istemsizce geri çekildi. Onun gerilemesiyle, Arslan ona doğru yaklaştı. "Kaçarsan olmaz." "Kaçmamam lazım, evet!" "Ayşegül, sakin kal..." "Sakinim. Gayet sakinim!" Karısının titreyen ellerini tuttu ve dudaklarına götürüp öptü. Onu yatıştıracak başka bir çare bulamamıştı. Onun derin bir şekilde nefes almasıyla, rahatlamaya çalıştığını gördü ve tekrar denedi. Dudaklarını onun dudaklarına yakınlaştırdı ve ansızın Ayşegül'ün onu öpmesiyle şaşkınlığa uğradı. Geri çekilen Ayşegül, telaşla söylendi. "Çok pardon! Sen öpecektin, ben tokat atmayacaktım! Ben yanlışlıkla öptüm!" Arslan, kıza şaşkınca baktı. Bu kız gerçek miydi? "Biz öpüşmeye bu kadar zaman harcadıysak, gerisi..." diyen Arslan, geri çekilip önüne döndü. Ne yapsaydılar acaba? Sakin yaklaşınca, becerememişlerdi. Bir anda mı olsaydı? Bir de onu denemek isteyerek tekrar karısına döndü ve ansızın dudaklarına yapıştı. Uzun öpücüğü, nefes almak adına sonlandığında, tekrar yanağına yediği tokatla şaşkınlığa uğradı. "Ayşegül, tokat yok demi
EZBER BOZAN by Limaei
11 parts Ongoing
❝Sınıftan biriyle sevgili olmak istemiyorum.❞ ❝Sınıf değiştiririm.❞ Ya birincisindir ya da bir hiç. Derin Doğu mükemmel bir örnek öğrenciydi. Ortaokuldan beri ezeli rakibi olan Batuhan İlge Tan'ı geride bırakıp dönem birincisi olmayı başarmış, Türkiye geneli denemelerde derece yapmaya başlamış ve tatil boyunca ders çalışmıştı. Tek bir sorun vardı. Kimliği belirsiz bir suç dehası sınav sorularını çalıp suçu Derin'in üzerine yıkmıştı. Derin'in ise tek bir şansı vardı: Ona iftira atan bu psikopatı bulup ona dünyanın kaç bucak olduğunu gösterecek ve kariyerini lekeleyen disiplin cezasından kurtulacaktı. Hırsızı araştırırken ise Batuhan'ın ona yardım etmesi ise beklediği son şeydi. ••• "Benden nefret etmiyor musun?" diye sorarken sesimde hissettiğim duygu karmaşasından eser yoktu. "Birinciliği elinden aldım, seni suçladım, senden kaçtım. Ben-" Ne diyeceğimi bilemeden duraksadım. Herkese karşı övündüğüm şeyi ona karşı söylemek birden gözüme zor gelmeye başlamıştı. "Ben... Hep bir adım önündeyim." Tam karşımda durdu ve ifadesiz bir yüzle bana baktı. "Senden hiçbir zaman nefret etmedim Derin." Biz buyduk. Her zaman karşı karşıya kalırdık ama bu sefer... Birbirimizi boğazlamak istemiyorduk. EZBER BOZAN | BİR ADIM ÖNDE-1 Tüm hakları saklıdır! Herhangi bir kopyalama, çalıntı durumunda yasal işlem başlatılacaktır!
You may also like
Slide 1 of 10
ARCHIVE (+18) cover
GÖKÇEN cover
PASLI TETİK  cover
BİR MEZAR cover
Korumam (+18)  cover
EMANET cover
Güneş Çiçeği cover
EZBER BOZAN cover
Kalbi Olmayanlar (+18) cover
Buzdan Kıvılcım (Tamamlandı) cover

ARCHIVE (+18)

10 parts Ongoing Mature

Gözlerime kilitlendi. "Çağla, son şansın." Dedi gerçekten konuşmamı ister gibi. Bir yandan da sesi buz gibiydi. Benim Savaş'ım. Gerçekten kötü biri gibi davranıyordu. "Ne zamandır kabadayılık yapıyorsun Savaş?" demek geldi içimden. Kafasını iki yana salladı sabırsızca. "Yanlış cevap." Dedi ve o an ayağa kalkıp arkasındaki adama, yerdeki adamıma silah çekti. Çığlığımı içimde tutmak için avcumu dudaklarıma kapattım. "Son şansın olduğunu söylemiştim." Derken yerdeki adamım, yani Kafes'in adamı, bağlı ağzının içinden çığlık atmaya çalıştı. Gözümü yerdeki adamdan çekemiyordum. Ölecekti. Benim yüzümden. "Dur!" dedim. Ya da demeye çalıştım. Gözlerimi Savaş'a çeviremeden adama bakmaya devam ettim ama konuşacak gücü kendimde bulamadım. "Nereden gönderildiğinle başla." Dediğinde kafamı ancak ona çevirebildim. "Ve Çağla." Dedi oldukça sakin bir şekilde. "Sakın yalan söyleme." Diye ekledi. "Kafes!" diye fısıldadığım anda silahını tekrar beline yerleştirdi. Karşımdaki koltuğa yerleşip gözlerini bana dikti. "Güzel gidiyorsun." Derken beni cesaretlendirdiğini mi sanıyordu? ⚠️ UYARI / DISCLAIMER ⚠️ Bu kitap tamamen kurgudur. Kitapta geçen kişi, kurum, kuruluş, mekan, marka ve olayların hiçbiri gerçeği yansıtmamaktadır. Gerçek kişi veya kurumlarla benzerlikler tamamen tesadüftür. Kitapta geçen olaylar, diyaloglar ve tasvirler yalnızca yazarın hayal gücünden ibarettir. Gerçek hayatla ilişkilendirilmemelidir. Eserde yer alan şiddet, cinsellik, psikolojik manipülasyon, hastalık, ölüm, travma, bağımlılık, suç ve benzeri tetikleyici unsurlar yalnızca hikâyenin dramatik kurgusuna hizmet etmek amacıyla yazılmıştır. Gerçek yaşamda uygulanması önerilmez ve teşvik edilmez. Bu kitap; tıbbi, psikolojik, hukuki veya etik tavsiye niteliği taşımamaktadır. Buradaki hiçbir bilgi gerçek bir uygulama için örnek alınmamalıdı