Onun dokunuşuna hiç kimse değmemişti.
Ve onun elleri, sadece kanla kirlenmişti.
Lina, aşkı hep kitaplarda aradı.
Beyaz sayfalarda, kırmızı kalplerin arkasında saklı bir masumiyet sanmıştı.
Ama gerçek aşk, ne beyazdı... ne temizdi.
Aslan ise bir hayat boyu karanlıkta yürümüştü.
Sadakati parayla değil, cesetlerle ölçerdi.
Aşk onun lügatinde ya hiç yoktu, ya da yalnızca tüketilerek yaşanırdı.
Ve bir gün, Lina bir hikâye yazmak istedi. Gerçek bir hikâye.
Kurgu değil. Masal değil.
Kendini yok etme pahasına yaşayacağı bir hikâye.
O an, kader kararını verdi.
Temiz bir ruhla, kirli bir beden karşı karşıya geldi.
Biri ilk kez sevecekti.
Diğeri ilk kez affedecekti.
Ve bu hikâyede yalnızca iki ihtimal vardı:
Birlikte yanmak... ya da birbirini öldürmek.
All Rights Reserved