Dünyanın karanlık yüzünde, sadakatin kanla ödüllendirildiği bir düzende, Lana Hawthorne hayatta kalmayı öğrenmiş, bir gölge gibi büyümüştü. Onu sokaktan alıp şekillendiren patronu Morian'a olan bağlılığı, kimliğinin en derin parçasıydı. Ama sadakatle ihanet arasındaki çizgi, bazen bir göz kırpışı kadar inceydi.
Morian'ın talimatıyla, düşman grubun içine sızmakla görevlendirilen Lana, kendini Crimson Riot'un içine, özellikle de lider Rivan'ın yanına yerleştirir. Başlangıçta her şey bir görevden ibarettir; izlemek, raporlamak ve zamanı geldiğinde hançeri saplamak. Fakat Rivan'ın içine kapanık, temkinli doğası, Lana'nın alışkın olduğu kolay manipülasyonların ötesinde bir duvar örer. Rivan şüphelenir, ama susar. Lana analiz eder, ama duygularına engel olamaz.
İkisi arasında şekillenen bağ, bir strateji olmaktan çıkıp içsel bir çatışmaya dönüşür. Rivan'ın geçmişindeki kırıklar, Lana'nın kendi bastırdığı yaraları gün yüzüne çıkarır. Morian'ın emirleri her geçen gün daha sertleşirken, Lana'nın içindeki ses daha çok bağırır.
Lana iki ateş arasında sıkışmıştır: Bir yanda ona kimlik veren patronu Morian, diğer yanda ise adım adım gerçekleriyle yüzleştiği Rivan. Ama bu oyunda, kimse olduğu gibi kalamaz. Çünkü küçükken patronunun öğrettiği gibi, bu dünyada bağ kuran yanar.
All Rights Reserved