Yara Dağdelen için acı, sadece başkalarının lügatinde yaşayan bir efsaneydi. Sinir uçları suskun, bedeni ise bir hayalet kadar tepkisizdi. On sekiz yıllık hayatını; akıl hastası bir anne, yeraltı dövüşlerinin vahşi gürültüsü ve kendi zihninin derin sessizliği arasına sıkıştırmıştı. Ancak o şehirde hiçbir sır sonsuza dek gömülü kalmazdı. Okula gelen üç yabancı, sadece popülerliklerini değil, beraberlerinde tekinsiz bir cazibeyi de getirmişlerdi. Yara'nın kemikleri kırılıyor ama o hissetmiyordu; ta ki o gece, yeraltındaki kanlı arenada bir çift göz onun ruhundaki en büyük boşluğu, o hissiz çığlığı keşfedene kadar. Bazı yaralar dikiş tutmaz çünkü onlar etten değil, sanrılardan yapılmıştır.
More details