sonbaharda dökülen yaprakları yakıştırdılar bana, hayat zaten bir yaprak gibi ordan oraya savurdu benliğimi, rüzgarım vardı bana yön veren ama zamanla dindi... hayatımı tam yoluna soktum derken herşey tepetaklak oldu, rüzgar yeniden esmeye başladı fakat bu sefer daha şiddetliydi ve fırtınayı da beraberinde getiriyordu. Benim rüzgarımın adı Kubilay'ken bu fırtınanın adına aşk diyorlardı...
" Kubilay ben ne yapacağım?" dedim gözümden süzülen damlalar ile, yavaşça gözlerini kapattı, çenesi gerildi, ağlıyor olmamın verdiği çaresizlik ve sinir tüm bedenini ele geçirmiş onu simsiyaha boyamıştı adeta. Deri eldivenler ile gizlediği kemikli elini çeneme uzatıp kafamı yavaşça kaldırdı. "Ağlama Gazel'im senin tek damla göz yaşına cehenneme çeviririm bu dünyayı ve bilirsin ki yaparım. Sen hiçbir şeyi kafana takma, benim yanımda güvendesin, geri kalanın hiçbir önemi yok."dedi. Buz mavisi gözlerini gizlermişçesine önüne gelen siyah saçlarının ardında kalan hareleri ben burdayım diye bağırırken onun gölgesinde huzur bulmamak imkansızdı.
Tüm bu olanlar hiç doğru değildi ama hiç de yanlış gelmedi...
(CC) Attrib. NonCommercial