Ağlayan Dağların Ahı

Ağlayan Dağların Ahı

  • WpView
    Reads 770
  • WpVote
    Votes 13
  • WpPart
    Parts 17
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Sep 10, 2025
Mardin Midyat'ın taş sokaklarında, törenin kanunlarıyla aşkın sessiz çığlığı çarpışıyor... Cesur, kan davasıyla birbirine düşman iki aşiretin oğludur. Yüreği, düşman tarafın en güzel kızı Zehra için atar. Onun gözleri, yıllardır suskun kalmış bir barışın hayalini taşır. Fakat kader, töreyle örülmüş ağını acımasızca örer; düğün günü geldiğinde, Cesur'un karşısına Zehra değil, onun küçük kardeşi Ahuzar çıkar. Ahuzar, sevdiği adamla kaçabilmek için ablasının yerine geçer. Cesur ise bunun bilerek yapıldığını sanır. İçindeki aşk, yerini öfkeye ve ihanete bırakır. Hor görür, incitir, uzak durur... Ama zamanla, Ahuzar'ın masumiyetine karışan direnişi, Cesur'un taş kalbinde çatlaklar açmaya başlar. Kan davaları, aile onuru, suskun sokaklar... Ve birbirine düşman iki yürek. Cesur, sevdiği kadını kaybederken başka bir yüreğe bağlanabilir mi? Ahuzar, törenin hükmüne rağmen kendi kaderini yazabilecek mi? Bu, yalnızca bir aşk hikâyesi değil; kanunların kalemden, törenin aşktan daha güçlü olduğu topraklarda, yasak bir sevdanın bedelini anlatan bir destan...
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Vatan Uğruna
  • Sessiz Yemin
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • Halısaha |texting
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA (Tamamlandı)
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Karven

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines