Zorunlu Taht

Zorunlu Taht

  • WpView
    Reads 10
  • WpVote
    Votes 4
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, May 30, 2026
Prens theodore beni odasına çağırmıştı. Sinirden çığlık atmak istiyordum, bu adamdan gerçekten nefret ediyordum. Ama bir hizmetçi bir prensin karşısında boyun eğmekten başka ne yapabilirdiki? Adımlarımı hızlandırdım ve kapısını tık tıkladım. Gel sesini duyunca kapıyı açıp içeri girdim. Ardından kapıyı kapattım. "Beni çağırmışsınız prensim." Yumruklarımı sıkmamak için zor duruyordum. Ellerimi önümde bağlayıp, başım eğik bir şekilde bana söyleyeceklerini dinlemeye başladım. ... Söylediği cümle kulaklarımda, kafamda, vücudumun her zerresinde yankılanırken ayakta durmakta zorlandığımı fark ettim. Kafamda onlarca hatta binlerce senaryo canlanıp duruyordu. Nasıl... nasıl benden böyle bir şeyi isterdi...
All Rights Reserved
#52
karanlıkgeçmiş
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • EŞİM DOSTUM
  • KONUK SEVMEZ DENİZ
  • FIRTINAYA MAHKUM İRİS | +18
  • İLK ÖPÜCÜK || TEXT
  • TAKINTILI MAFYA
  • İPEKSİ BELA | Yarı Texting
  • Cömert Abi / Texting
  • Halısaha |texting
  • EX'İM Mİ? / Text
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines