Biri çok sevdi, biri çok korktu..
Adam gitti; kadın bitti..
Mihra sevdiği adamın acısını yaşayamadı; aşkını doya doya yaşayamadığı gibi...
Mihra; yoruldum diyerek yere çöken kadınlara inat ayakta durmayı gösteren bir kraliçeydi. Gediz;
Yedi koca yıl geçti...
Mihra; her şeye rağmen hayatını düzene sokmayı başarmış. Karanlığın içinden geçip kendisi kendisinin ışığı oldu. Sevilmemeyi öğrendi. Sesini değil, bakışını, kalbini, duygularını susturdu. Yaralarını saramadı belki, ama üstüne yeni yara da almadı.
Gediz; geçmişini gömdüğü karanlığın dumanı, şimdi bedenine sinmişti.Sokakları susturan, sessizliğinde şiddet taşıyan bir adama dönüşmüştü. Canı acımaz, zaten atmayan kalbi daha da atmaz olmuştu.
Bu, bir kavuşma hikâyesi değil.
Bu, yarım bırakılmış bir hayatın, en karanlık yerinden yeniden başlaması.
Bu belki de bir felaket fitili; ya da bedeli ödenmiş bir mükafat...
Her gidiş terk etmektir; iyiliğine veya kötülüğüne..
Ama her dönüş, kavuşmak değildir; daha büyük bir yıkımdır, son darbedir.
.......
Gediz Gürkanlı & Mihra Esem Fazlıkan
Mahalle kurgusu değildir. Mahallede de geçmektedir!
İyi okumalar...
Todos los derechos reservados