BELİRSİZ

BELİRSİZ

  • WpView
    Reads 429
  • WpVote
    Votes 78
  • WpPart
    Parts 6
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Jul 10, 2016
Başımı önüme eğmiş, ayaklarımı karnıma doğru çekmiştim.Sırtım buz gibi duvara dayanmıştı.Üstümden damlayan soğuk su, uyanık kalmamı sağlayan tek şeydi.Ve hatırlamamı... Evet, hatırlıyordum. Bir zamanlar sevdiğim adamın bana dediği gibi, hatırlamak en büyük lanetti. Saçlarımdan damlayan soğuk suya gözümden süzülen bir parça göz yaşı eşlik etti. Ve yalnızlığın hüküm sürdüğü kalbim, son kez sevgiyle attı. Oturduğum yerden yavaşça doğrulurken karşımdaki kırık aynaya bakıyordum. Göz rengim kahverengiden açık yeşile dönerken nefes alışlarım hızlandı. İsteklerini yerine getiriyordum. Kendi iradem dışında. Daha derin nefesler alırken dayanamadığımı hissettim. Ardından çok güçlü bir sesle hırıldamaya başladım. Sırtımda açılan iki devasa yarayı hissedebiliyordum. Acının beni ele geçirmesine izin verdim ve çığlıklar eşliğinde ağlamaya başladım. Tırnaklarım uzayıp pençelere dönüşürken devasa siyah kanatlarım ortaya çıktı. Ve kulaklarımın da uzadığını hissettim. Aynadaki son görüntüme baktım ve donakaldım. Bu ben olamazdım. Bu canavar ben olamazdım! Asya ve Yağız'ın hikayesini yeni bir boyuta taşımaya ne dersiniz?
All Rights Reserved
#196
rastgele
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor)
  • KIZIL GECE
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • FIRTINA ZAMANI
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • Kanlı Lordun Gelini
  • KORDELYA
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı)+18
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}

​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines