Boynumda yakıcı bir baskı... Sanki derimin altına kadar işleyen bir ateş vardı. Nefesim kesiliyor, ciğerlerim sıkışıyordu. Gözlerimi araladığımda, soğuk taşların üstünde, çökmüş bir harabenin ortasında buldum kendimi. Boynuma dolanan kalın zincir, her kıpırdadığımda etime daha derin gömülüyor, acımı katlıyordu.Titreyen ellerimle zinciri çözmeye çalıştım ama... üstünde kara büyünün uğursuz izleri vardı. Dokunduğum anda parmak uçlarım buz kesildi, damarlarıma zehir gibi yayıldı.Arkamdan gelen ayak seslerini duydum. Yavaşça döndüm... ve o tanıdık, soğuk gözlerle karşılaştım. Zinciri birden çekti, boynuma ani bir acı saplandı. Dudaklarının kenarı kıvrıldı, alaycı bir gülümseme yüzüne yayıldı.Refleksle yanımdaki kılıcı kaptım, sarsak bir şekilde savunma pozisyonu aldım. Ama bedenim bana ihanet ediyordu; kollarım ağır, dizlerim titrek... Kılıç elimde bir taş gibi hissediliyordu.Tam o sırada, gözüm bir şeye takıldı-bir beden. Hareketsiz, yere uzanmış... Göğsümdeki sıkışma daha da arttı. Hayır... Zane olamazdı.Düşüncelerimi delip geçen bir gölge hızla üzerime geldi. Elly. Bir zamanlar en yakın arkadaşım, sırtımı yasladığım tek kişi... Şimdi zincirleri boynuma dolayan düşmanımdı. bana saldırıyordu.Kılıcım elimden savrulup yere çarptı. Elly'nin gözlerinde tanıdık hiçbir şey yoktu-sadece zehirli bir öfke ve hastalıklı bir keyif... Darbelerinden sıyrılmak için geri çekildim, adımlarım beni istemeden o hareketsiz bedene yaklaştırdı.Dizlerimin üzerine çöküp yüzünü kendime çevirdim. Zane... Göz kapakları kapalıydı, dudakları solgun. Gözlerimden yaşlar boşaldı. Avuçlarımda onun sıcak kanı vardı. Nabzını aradım ama... hiçbir şey.Arkamda Elly'nin adımları yaklaşıyordu. Her adımında kahkahası büyüyordu. Bu, zaferinin sesi değil... benim yıkılışımın sesi gibiydi.Tam o anda, saçlarım
All Rights Reserved