Bazı hikâyeler karla başlar,
bazıları denizle biter.
Bazıları ise ikisinin arasında, sessizce yaşanır.
Bir sahil kasabasında, mevsimler usulca yer değiştirirken, bazı yüzler geri döner, bazı sözler söylenmeden kalır.
Rüzgâr tuz taşır, dalgalar eski hatıraları kıyıya vurur.
Kimi zaman gülümseme gibi ılıktır, kimi zaman bakış gibi soğuk.
Kışın uzun sürdüğü bir yerde, bahar daima bir ihtimaldir.
Ve her ihtimal, bir hikâyenin kapısını aralar.
********************
Bu metin, bir roman değil. Kurgusal bir hikâye içinde, metaforların ve deniz imgesinin gölgesinde şekillenmiş bir içsel monolog.
Bu hikâye; olay örgüsünden çok, insanın kendi içine kapanışını, dışarıdan görünmeyen yaralarını ve "yalnızlık" dediğimiz o derin sessizliği anlatıyor.
Ne bir başlangıcı ne de kesin bir sonu var; tıpkı hayatta olduğu gibi.
Okurken bir romanın sayfalarında ilerlemeyeceksiniz; aksine, bir insanın zihninin içinde dolaşacak, kimi yerde duracak, kimi yerde kaybolacaksınız.
All Rights Reserved