O, Moskova'nın karlarını bile dondurabilecek kadar soğuk bir imparatorluğun sahibiydi. Ben ise o karların altında nefes almaya çalışan yaralı bir kuş. Onu o ormanda bulduğumda, bir kurşun yarasıyla can çekişen bir adam (Aren) olduğunu sanmıştım. Ama o, kapılar ardına kilitlendiğinde, kucağımdaki umudu bile infaz edebilecek kadar acımasız bir cellat (Viktor Volkov) çıktı. Bu malikânede kurallar mermerle yazılmış, kanla mühürlenmişti. Ama onların anlamadığı bir dil vardı: Sessizlik ve bir kâse yoğurt çorbasının hatırlattığı o sıcak vatan kokusu. Oğlumun damarlarında onun kanı akıyordu, ama kalbi benim masallarımla büyüyecekti. Bir imparatorluğun çöküşünü izlemek ister misiniz? O zaman kapıları kapatın. 'Seni bir sorumluluk olarak değil, bir zafer olarak istiyorum Alya.' 'Sen beni ancak bir mahkûm olarak alabilirsin Viktor. Kalbim artık senin anlayamayacağın bir dilde konuşuyor.'"
More details