Bazı çocuklar unutulmaz.
Bazıları ise özellikle unutturulur.
Güneş Yurdu...
Resmî kayıtlarda bir yetimhane.
Gerçekte ise kimsenin konuşmadığı bir başlangıç noktası.
Yıllar önce burada büyüyen çocuklar dağıldı.
Kimi evlat edinildi,
kimi kaçtı,
kimi ise geride kaldı.
Ama elli çocuktan hepsi, kaderin merkezinde duruyorlardı.
Zaman geçti.
Dosyalar kapandı.
İsimler değişti.
Herkes normal hayatlar yaşamaya başladı...
ya da öyle sandı.
Ta ki Kırmızı Kurdele yeniden ortaya çıkana kadar.
Geçmişte yapılan bir hata mı?
Yoksa bilinçli bir deney mi?
Katil mi doğdu, yoksa yaratıldı mı?
Yeraltı adında kimsenin bilmediği bir yapı,
iki düşman ekibi aynı masaya oturtur:
Kod-47 ve Yeraltı-13.
Görevleri basittir gibi görünür:
Kurdele Adam'ı durdurmak.
Ama her dosya açıldığında,
bir isim tekrar tekrar karşılarına çıkar: Kırmızı kurdele
Melek Akşahin.
Gazeteci.
Yetim.
Ellinci kişi.
Kurdele adamın zaafı.
Arkadaşlarıyla bir suçu işlediği sanıyor, ama değildi. Arkasından başka birisi yatıyordu.
Zaman geçiyordu, elli kişinin hayatı mahvoldu. Tik tak, kurdele adamın süresi bitiyordu. O bitiyorsa elli kişi de biterdi. Tik tak, ölüme az kaldı.
Ve geçmişi sandığından çok daha karanlık biri.
Gerçek arkadaş kim?
Sahte olan kim?
Ve asıl soru şu:
Suçlu olmak için hatırlamak mı gerekir,
yoksa unutmak mı?
Saat ilerliyor.
Kurdele sıkılıyor.
Ve geçmiş...
Artık fısıldamıyor.
Geri dönüyor.
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang