Oysa sen kötü kalpli bir kraldan kaçarken, bir diğer zalim olanın eline düşeceğinden habersizdin.
Alkım, beş yıldır süren bir kovalamacanın ve babasının bıraktığı bilinmeyen bir sırrın kurbanydı. Hayatta kalmak için attığı her adım, onu Kızıl Kral namıyla ünlü, efsanevi bir intikamcının gölgesine daha da yaklaştırıyordu.
Fakat çok geçmeden anlayacaktı ki, en büyük tehlike, peşindekiler değil, güvendiği insanların ta kendisiydi.
Yanında duran ve onu korumaya yemin eden Arhan Yüzbaşıoğlu, sadece güçlü bir dost değil; aynı zamanda yıkılmak üzere olan bir imparatorluğun görkemli varisiydi. Geniş omuzlarının altında taşıdığı heybet ve kararlılık, Alkım'ın bu tehlikeli yolda sığındığı tek limandır. Ancak bu tehlikeli yolda, aralarında filizlenen o yasak çekim, Alkım'ın ömründe ilk kez hissettiği, her mantık kuralını çiğneyen, tehlikeyle beslenen, karşı konulmaz bir ateşten ibaretti.
En nihayetinde aralarına birer birer gerilen engellerle durumları onlar için içinden çıkılmaz bir hâle gelecekti.
Üstelik Alkım artık bir kurban değil, dört bir yana saçılan yalanların en kritik anahtarıydı.
Kader, onu nihayet Kızıl Kral'la yüzleştirdiğinde, tüm sırlar açığa çıkacaktı.
Dumanlı bir aynanın iki yüzü gibilerdi: Biri Kral, diğeri ise kralın tahtına inecek o baltaydı.
Bir kovalamaca.
Bir aşk.
Ve yanmaya hazır bir krallık.
All Rights Reserved