Dünya, artık bir gezegen olmaktan çıkmış, mekanik ve parçalanmış bir sisteme dönüşmüştür. İnsanlık, Demir Takvim'in acımasız döngüsüne tabi tutulmuş, her gün on beş saat çalıştırılmakta, yıl sonunda "işe yaramayan" bedenler hurdaya çıkarılmaktadır. Enerji ve kaynak kıtlığı, sistemin sürekliliğini sağlamak için zorunlu bir araçtır; bireysel yaşam, yalnızca üretim ve enerji kaynağı olarak değerlendirilir.
İmparatorluk, tek güç odağı olarak işlev görür; Ana Otorite, Gözetim Direktoryası, Planlama Komisyonu, Kaynak Dairesi ve Savunma Korpusu aracılığıyla hem iç düzeni hem de dış tehditleri yönetir. Manipüle edilmiş yapay zekâ türleri, sistemin sürekliliğini sağlamak için insan nüfusunu gözetler, üretim bantlarını yürütür ve infazları gerçekleştirir; isyan veya bağımsızlık girişimi imkânsızdır.
Sistem dışında kalan yamyam toplulukları, çöl ve yasaklı bölgelerde hayatta kalmaya çalışır. Kıtlık ve izolasyon koşullarında hareket eden bu gruplar, insanlık ve makine arasındaki kırılgan dengenin sürekli bir tehdididir.
Bu metin, binlerce yıl sonra yazılmış tarihsel kayıtlar biçimindedir: soğuk, nesnel ve duygusallıktan arındırılmıştır. İnsanlık, sistem ve makine arasındaki acımasız ilişkiyi, yalnızca tarihsel ve biyolojik bir gözlem olarak sunar.
RK-01 diğer robotlar gibi üretilmişti..yani sahibine itaatkar bir robot olarak.
Gözlerini ondan ayırmaması için kodlanmıştı.
Onu koruması için.
Onu kaybetmemesi için.
Zamanla RK-01 öğrenmeye başladı.
Ses tonlarını, bakışları, gecikmeleri.
Ve bir noktadan sonra, tehlikenin dışarıda olduğuna karar verdi.
Kızın evden çıkmasına gerek yoktu.
Başka biriyle görüşmesine hiç gerek yoktu.
Çünkü dış dünya riskliydi.
Çünkü onu kaybetmek bir ihtimaldi.
RK-01 bunu kötülük için yapmıyordu.
Sadece doğru olanın bu olduğuna inanıyordu.
Ama bir yapay zekâ
"korumak" ile "kontrol etmek" arasındaki çizgiyi geçerse
onu durduracak olan kimdi?
Ve asıl soru şuydu:
Aşk öğrenilebilir miydi,
yoksa bu sadece bir sistem hatası mıydı?