YAĞMURUN ALTINDA

YAĞMURUN ALTINDA

  • WpView
    Membaca 36
  • WpVote
    Vote 0
  • WpPart
    Bab 13
WpMetadataReadBersambung51m
WpMetadataNoticePublikasi terakhir Kam, Agt 28, 2025
Okulun ilk günü... Ayağın takılır, yere düşersin. Defterlerin saçılır, çikolata ambalajların ortaya çıkar. Ve seni kaldıran çocuk... tabii ki okuldaki en kaslı, en sorunlu, en "yakışıklıyım ama beynim yok" tip olur. Sophia Laurent için St. Marie Lisesi'ndeki ilk gün tam bir felaketle başladı. Ama işin kötüsü bu felaketin adı Adrian Blake'ti. Daha felaketin şoku geçmeden, şemsiyesiyle, ütülü gömleğiyle, kibirli gülümsemesiyle Ethan Lancaster çıktı karşısına. Bir yanda kaslarıyla konuşan asi çocuk, diğer yanda zekâsıyla hava atan zengin çocuk. Ve ortada, saçları yapışmış, rimeli akmış, sürekli düşen, kendi adına bile doğru dürüst cevap veremeyen Sophia... Yağmurun altında başlayan bu hikâye, kütüphane koridorlarından spor salonuna, dedikodulardan göz göze gelişlere kadar her klişeyi içinde barındırıyor. Kimi seçecek? Kaslı ama salak Adrian'ı mı, şemsiyeli prens Ethan'ı mı? Yoksa Sophia, en çok kendisine mi yenilecek? "Yağmurun Altında" - Aşkın, dostluğun ve ergen dramının en saçma hâli... ama en eğlencelisi...
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang
#294
adrian
WpChevronRight
Bergabunglah dengan komunitas bercerita terbesarDapatkan rekomendasi cerita yang dipersonalisasi, simpan cerita favoritmu ke perpustakaan, dan berikan komentar serta vote untuk membangun komunitasmu.
Illustration

anda mungkin juga menyukai

  • Adaletin Rengi
  • GECENİN ARDINDAKİLER
  • Metalik ( Düzenleniyor.)
  • SAYE
  • İstisna/Barış Alper Yılmaz
  • YAKUT
  • KAYIP AİLE
  • Tenindeki Günah
  • 𝑳𝒊𝒈𝒉𝒕 in the dark ~𝒮𝒾𝓇𝒾𝓊𝓈 𝒪𝓇𝒾ℴ𝓃 ℬ𝓁𝒶𝒸𝓀

Kırık ayna parçalarıyla dolu kadehi ters tuttuğunda masken düşer. Kendini bir girdabın içinde hapis bulursun. Saatler kırılır, kadran artık gösteremez olur. Ancak hayat her duran bir saat için devam eder. Kitapların bir sargı bezi görevi gördüğünü fark ettiğinde ip sadece senin elinde olmaz, herkes bir uçtan çekiştirir. Özgürlüğün nedenini aramaya başladığında narkoz etkisi gibi bayılırsın. İğneyi en ummadığın anda, boynundan yersin, sırtından değil. Saat birden hızlı akmaya başladığında bıçak durmaz saplanır. Cam kalbe saplanıp parçalara ayırana kadar da durmaz. Yaralar çabuk iyileşmez, kanar durur. Yara bantları çare olmaz. Güvenmek için bir bir el uzatırsın göğe. Ancak bir sürü el tarafından aşağı çekilirsin. Mumun ışına çekilen bir kelebek gibi erir durursun, bul beni diye bağırırsın. Kum saatine hapsolur ve akıp bitersin ancak o bıçak camdan çıkmaz. Sonra bir uzanır kalbine, kalbindeki ışığı gün yüzüne çıkartır. Melankolik ruh hali dağılır, boya fırçalarından damlayan yağmur damlaları kaldırımda birikir. Bir sokak lambası gibi ayılan gönül kahve köpüğü gibi köpürür durur. Renkli taşlar, uğursuz siyah kediler, kesilen saçlar... Hepsi bir olup bir dolu sigara izmaritini oluşturur. Kopmuş zincirlerini bir arada tutmak için o kopan yere dağlanmış ip gibi ayakta tutar. Bir kaset sesi duyulur kısık bir melodi gibi. Güneş batar ay çıkarcasına etraf kararır ve eski bir kitap sayfasına mahkum olan çiçek canlanır. Her şey bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçerken yere düşüp parçalanan bir nar tanesi kadar çaresiz hissedersin. Sonra bakarsın, kendi basamaklarını çıkarken bile o basamakları sen çizmişsindir. Sona yaklaştığını ve hatta geldiğini bildiğinde ise her şey için geç kalmışsındır.

Detail lengkap
WpActionLinkPanduan Muatan