Saat 11:59.
Gecenin tam eşiği. Ne dünün kalıntısı, ne yarının başlangıcı.
Sokağın başında ayak sesleri yankılandı. Taş döşeli zeminin üzerinde, gecenin sessizliğini delen ince bir tıklama... Kadın topuklu ayakkabılarıyla yürüyordu. Siyah elbisesi tenini zarifçe sarıyor, her adımında gecenin kendisi gibi bir zarafetle salınıyordu. Gökyüzü yıldızsız, şehir nefesini tutmuştu.
Adam onu karşıdan izliyordu. Siyah takım elbisesi, kravatı hafif gevşemiş. Ellerini cebine sokmuş, bakışları karanlığa sinmişti. Onun geleceğini biliyordu. Belki de sadece hissetmişti. Ama oradaydı. Tıpkı her zaman olması gerektiği gibi.
"Saat kaç?" diye sordu kadın, dudakları kıpırdamadan. Gözleri adamın gözlerinde değildi. Omzunun arkasındaki karanlıkta bir şey arıyor gibiydi.
Adam cevap vermedi. Bunu söylemek için çok geç, anlamak için çok erken bir andaydılar.
Saat, 11:59'da durmuştu.
Ve bazı hikâyeler, tam da zamanın durduğu yerde başlardı.
...
17 Yaşında olan ünlü Türkiye Birincisi Defne Alya Ozturk ' ün abisi ile olan İstanbulda kurdukları yaşamlarına ansızın Diyarbakır ' ın en ünlü ve dünyaya namını bir çok hitapla salmış, Türkiye de en büyük asiret sıralamalarında ilk üçe giren Bodoroglu asireti hayatına çıkagelir.
Bundan sonraki hayatında Defne Alya ' yı sizce neler bekliyor ?
O zaman okuyup öğrenelim insallah .
********************************************
NOT !!! : Çalınması veya kopyalanması vs durumlarda gerekli yerlere şikayet edilecek yazılan kitaplar ortadan kaldırılacaktır .
Kurgu içerisinde argo kelimeler, küfürler vs vardır. Ve bazı şiddet unsurları barındırır. Bir çok yerdede yazım yanlışları vardır. Bu seylerden rahatsız olanlar lütfen okumasın!