TEVAFUK / GxG
"Hiçbir karşılaşma boşuna değildir..."
Hande Baladın'ın hayatı dışarıdan bakıldığında kusursuz bir vitrin gibidir. Başarılı bir mühendis, yıkılmaz bir figür ve İstanbul'un en köklü ailelerinden birinin tek varisi... Ancak Boğaz'a nazır o ihtişamlı yalının kapıları kapandığında, gerçekler buz gibi bir çaresizliğe dönüşür. Şirketlerini uçuruma sürükleyen üvey babasının baskısıyla karşı karşıya kalan Hande'nin, canından çok sevdiği otizmli kardeşinin ve annesinin geleceğini korumak için tek bir seçeneği vardır: Asla aşık olamayacağı bir adamla, sırf ailesi için o altın kafese girmeyi kabul etmek.
Özgürlüğüne veda etmeden önce çıktığı Marakeş seyahatinde, anneannesinden yadigâr kalan ve 'gerçek aşkı' simgeleyen antika yüzüğünü kaybettiğinde umutlarının tamamen tükendiğini düşünür. Ta ki o yüzük, isminin anlamı gibi parlayan, naif ama bir o kadar da inatçı bir özel eğitim öğretmeni olan Ester'in ellerine düşene dek.
Marakeş'in kalabalık sokaklarında saniyeler süren ama ruhlarına kazınan o ilk bakışma, kaderin sadece bir fragmanıdır. Aylar sonra, Hande'nin nefesini kesen o mecburi nişan gecesinde, yalıda kopan büyük bir fırtına her şeyi altüst eder. Ester'in hiç beklenmedik bir anda o kapıdan içeri girip Hande'nin en büyük zayıflığına, kardeşine merhem olmasıyla tüm kartlar yeniden dağıtılır.
Artık aynı çatının altında, kaçılamaz bir çekimin tam ortasındalar. Bir yanda ailenin yıkıcı sırları ve mecburi bir nişan; diğer yanda tüm kuralları yıkmaya kararlı, yüksek tansiyonlu bir aşk.
Sizce bu sadece bir tesadüf mü, yoksa kaderin ta kendisi mi?