‐--
"Kalpsiz Kadın"
Niran Karla Ulusoy'un hayatı, babasının kanıyla yaralandı. On sekizinci yaş gününde, bütün hayalleriyle birlikte babasını da kaybetti. O gece, çocukluğunu da kalbini de toprağa gömdü. Onu ayakta tutan tek şey vardı: intikam.
Yıllar sonra, babasının katilini bulduğunda planı hazırdı.
Silahını tam kalbine doğrultmuştu ki, kader yeniden oyununu oynadı. Niran'ın yıllardır beklediği an, bir kurşunla elinden alındı. Katili kendi öldüremedi. Ama o an, daha büyük bir karanlığın içine çekildi.
Çünkü artık karşısında yalnızca babasının katili değil, Çöl Kaplanı olarak bilinen Savaş Karalev vardı.
Babasının kanıyla büyümüş, acımasızlığıyla anılan, gözünü kırpmadan ölüm dağıtan bir adam. Ve Niran,onun nefretle örülmüş oyununa istemeden adım attı.
Karanlık sokaklarda, mezarlıklarda, kan ve ihanetten beslenen masalarda Niran tek başına ayakta kalmaya çalıştı. O bir kurban değil, avcıydı. Fakat Savaş Karalev'in gölgesi, nefesini ensesinde hissettirecek kadar yakındı.
Artık mesele sadece intikam değildi.
Hayatta kalmak, kimliğini korumak ve kendi kaderini yazmak için savaşmak zorundaydı.
Bu hikâye, aşkı inkâr eden bir kadınla, sevgiden mahrum büyümüş bir adamın hikâyesi.
Ve her adımda şu gerçeğe yaklaşacaklardı:
En tehlikeli düşman bazen kalbine en çok dokunandır.
‐--
All Rights Reserved