Karadeniz'in hırçın rüzgârı, yalnızca dağlara değil, kalplere de çarpar.
Kimi zaman bir bakışla yüreğin devrilir, kimi zaman bir sözle bütün gururun yerle bir olur.
Neyra...
Adı yaylaların dumanında yankılanan bir güzellik.
Bir gülüşüyle herkesi büyüleyen, ama inadını hiçbir rüzgârın yıkamadığı bir kız.
Baran...
Sertliğiyle tanınan, suskunluğunda fırtına saklayan, ne kadar kaçsa da dudaklarından düşürmediği bir tek hitapla yaşar:
"Yayla Güzeli..."
Onların hikâyesi, yalnızca bir sevdadan ibaret değil.
Bir inat, bir gurur, bir sır...
Ve kalpleri sınayan en zor soru:
Sevgi mi daha güçlüdür, yoksa suskunluk mu?
Bu kitap, Karadeniz'in sisinde kaybolmuş iki kalbin, hem birbirine hem de kendine varma hikâyesi.
Sayfaları çevirdikçe, rüzgâr teninize, sızı kalbinize dokunacak.
Ve siz de içinizden diyeceksiniz:
"Ben bu sevdadan kolay kolay çıkamam..."
ŞEHRE BİR YABANCI GELİR...
Aşk, bazen kaderin kurşunuyla başlar...
Annesinin cenazesini memleketine getirmek için yola çıktığında, Mihriban ne çocukluğunda adının bir adamla birlikte anıldığını biliyordu... ne de karşısına çıkacak adamın, geçmişine mühürlenen bir yüz olduğunu.
Üsteğmen Ferman, yıllar önce bir sokakta, yeşil şalı düşerken görüp unutamadığı o kızı... beyaz lekelerinden tanıdı. Kalbine yıllar önce düşen kıvılcım, şimdi kaderin ateşine dönüştü. Ama bu kavuşma bir vuslat mıydı, yoksa bir ceza mı?
Ailelerin kararı, bastırılmış anılar, suskunluklar ve mihriban'ın taşıdığı ağır yük... Herkes bir kararın peşindeydi, ama Mihriban'ın yüreğinde tek bir gerçek vardı:
"Bu bir aşk değil, bu bir sürgün."
•Kuma veya kadına şiddeti normalleştirme yoktur.
•Urfa'ya Sürgün adlı yazılmış ilk kitaptır ve öyle kalacaktır.
•Kurgu şahsıma aittir, en ufak çalıntı durumunda gereken işlem yapılacaktır.