17 yaşımda, bana beyaz bir elbise yerine, kefen gibi bir gelinlik giydirmişlerdi. Koruyup kollamak yerine benden yaşlarca büyük bir adama gelin vermişlerdi.
Kendi nikahımdaydım ama sanki benim nikahım değilmiş gibiydim. Gelin için ayrılmış sandalye tarzı koltukta otururken kulaklarım hiçbir şey duymuyordu. Ruhum ölü, ama bedenim sapasağlamdı.
Yanımda oturan Berivan, sıkıca elimi tutarken bana bir şeyler fısıldıyordu ama kafam hiçbir ses almıyordu. Ne bir çıtırtı, ne de bir fısıltı. Ta ki yanımda oluşan hareketliliğe kadar. Beyaz duvak örtülmüş yüzümü sağ tarafıma çevirdim. Büyük mavi ve kanlanmış gözlerim, bir çift simsiyah gözle kesişti. Daha da çok ağladım o lanet Ağa'nın yüzünü gördüğümde. Kaşlarını çatarak bana yaklaştı. Çenemi kırarcasına tuttu.
Parmaklarıyla yanağımı sıkarken kulağıma yaklaşıp, "Ağla," dedi. "bugünden sonra hep cenneti yaşadığını sanacaksın. Çünkü ben senin yaşadığın cehennemden daha beter bir dünya yaşatacağım sana. İşte o zaman bu zamanlarını mumla arayacaksın cici kız..."
KİTAP ŞAHSIMA AİTTİR! HERHANGİ BİR ÇALINTI DA İŞLEM BAŞLATILACAKTIR!
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang