Babası öldürüldüğünde sadece bir çocuktu.
Yıllar sonra, karanlığın içine girip o geceyi geri almak için döndü.
Ama kader, onu en acımasız gerçekle yüzleştirecekti:
Kurtarmak istediği kardeşi, karanlığın ta kendisi olmuştu.
Ve bu defa intikamın bedelini kan değil, ruh ödeyecekti.
Cenaze hizmetlerinin ardına gizlenmiş bir suç imparatorluğu, kimsesizlerden kurulan bir ordu ve hiç dinmeyen o sinek vızıltısı...
"Başa Sar", ihanete, suça ve intikama bulanmış bir çocuğun karanlık yolculuğu.
***
He was just a child when his father was killed. Years later, he returned to the darkness to reclaim that night. But fate would confront him with the cruelest truth: The brother he wanted to save had become the very embodiment of darkness. And this time, the price of revenge would be paid not in blood, but in soul.
A criminal empire hidden behind funeral services, an army built from the abandoned, and that never-ending buzzing of flies...
"Ece..." dedi sesi ilk defa bu kadar kısık ve boğuk çıkarken. Testi bana doğru salladı. "Bu ne demek? Hamile misin?"
Cevap veremedim, sadece daha şiddetli ağlamaya başladım.
Baran bir anda patladı, testi lavabonun kenarına fırlattı. "Cevap versene! Kimden bu? Amına koyayım nasıl olur lan bu? Kimden bu çocuk?!"
Bana doğru bir adım attığında geri kaçtım. O anki şaşkınlığı, o kadar büyüktü ki dudaklarından dökülen her kelime kalbime bir bıçak gibi saplanıyordu. "Çocuk benden mi?" diye kükredi. Sesindeki o inkar beni mahvetti. "O gece... o geceden mi?"
Hıçkırıklarımın arasından yüzüne baktım. Bana her zaman tepeden bakan, beni küçümseyen o adam şimdi yıkılmış gibiydi. Ama canımı yakmasına izin vermeyecektim.
"Yok Baran!" diye bağırdım, sesim koridorda yankılandı. "Benden! Sadece benden! Sen bir şey yapmadın zaten, değil mi? Senin için o gece bir hataydı, bir çöptü! Şimdi gelip hesap soramazsın!"