Tahsilat Gecesi

Tahsilat Gecesi

  • WpView
    Reads 651
  • WpVote
    Votes 348
  • WpPart
    Parts 35
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Jul 12, 2026
Bir borç kapıyı çaldığında, sadece geçmiş gelmez... kader de içeri girer. Dilan Yalçın, babasının ölümünden sonra geriye kalan sessiz bir hayatın içinde kaybolduğunu sanıyordu. Ta ki bir gece saat 02:28'de kapısı çalana kadar... Kapının ardındaki adam bir isim söylemedi. Bir açıklama yapmadı. Sadece onun adını söyledi. Ve o an her şey değişti. Ertuğrul... Bir insan gibi gelen ama karanlığın içinden çıkmış gibi duran bir adam. Onun dünyasında merhamet bir zayıflık, sırlar ise en güçlü silahtır. Babasından kalan bir imza, Dilan'ı yıllar önce yapılmış bir anlaşmanın ortasına sürükler. Artık kaçabileceği bir yer yoktur. Çünkü bazı borçlar parayla ödenmez. Bazı hesaplar kanunlarla kapanmaz. Ve bazı insanlar hayatına girdiğinde, çıkış kapısını arkalarında kilitler. Dilan, Ertuğrul'dan korkmalıdır. Onun karanlığından, kurallarından ve sakladığı gerçeklerden uzak durmalıdır. Ama en büyük tehlike, ondan kaçamaması değildir. En büyük tehlike... karanlığının içinde kendini güvende hissetmeye başlamasıdır. İhanetin, sırların, geçmişin ve yasak bir bağın gölgesinde başlayan bu hikâyede tek bir soru vardır: Kapıyı açtığın gece hayatına giren şey gerçekten bir düşman mıydı... yoksa kaderin mi? TAHSİLAT GECESİ Bazı kapılar kapanmak için değil, bir daha asla eskisi gibi açılmamak için açılır.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Bazı Şeyler İkinciliği Hak Eder
  • belki bir gün güzel bir sonsuz
  • Geceyarısı Fısıltıları - Krallık Savaşları Serisi 1
  • o gece, hep sen
  • ZORUNLU EVLİLİK
  • GEZEGEN  [Tamamlandı]
  • şiddetli sırlar
  • KİRLİ GÜLLER
  • Bir Dükü Kendine Aşık Etmenin Üç Başarısız Yolu
  • YARALI

Onu ilk kez gördüğümde okulun biraz uzağında kalan korulukta yerde boylu boyunca uzanıyordu. Tepemizde dinmek bilmeyen bir yağmur vardı. Sokak lambası bir yanıp bir sönüyor, insanın hem gözünü yoruyor hem de sinirini zıplatıyordu. Onu ilk gördüğümde üzerinde kan lekesi olmuş okul gömleği vardı. Aynı okula gidiyorduk, gömleklerimiz kırık beyazdı. Ama onunki artık çamur rengi almıştı. Onu ilk gördüğümde yüzündeki yaralardan korkmuş, tedirgin adımlarla yanından geçip gitmek istemiştim. Onu ilk gördüğümde yaralıydı, ıslaktı ve yerde yatıyordu. Onu ilk gördüğümde ona üzülmüş belki içten içe acımıştım bile. Onu ikinci kez gördüğümde ise her şey farklıydı. Zaman, mekan ve hisler... Onu ikinci kez gördüğümde ona aşık olmuştum.

More details
WpActionLinkContent Guidelines