Hayat herkese toz pembe değildi.
Özellikle de yüreğine üç vurgun yiyen İlvena Arel Karayel için...
Birincisini babası vurmuştu; daha çocukken ortadan kaybolmuştu.
İkincisini annesi vurmuştu; gitmemesi gereken birine inanıp, dönülmez bir yola sapmıştı.
Ve hayatında ne zaman "artık daha fazla canım yanmaz" desede, üçüncü vurgunu hiç beklemediği biri tarafından alacaktı...
Bu defa yürekten değil, ruhtan vurulmuştu.
Güvendiği, "seninle aynı acıdan geçtim" diyen bir adamın gözlerinde bulduğunu sandığı huzur, aslında bir başka fırtınanın habercisiydi.
İlvena artık ağlamayı bile unutmuştu; gözyaşları tükenince insanın dili susuyor, kalbi sessizce kanıyor sadece.
Ama içinde bir yer hâlâ direniyordu.
Yıkılsa da, yeniden küllerinden doğmayı öğrenmişti.
Çünkü İlvena, yara izleriyle güzel kalan kadınlardandı.
Her darbede biraz daha güçleniyor, her ihanetten sonra biraz daha kendine dönüyordu. Bütün ihanetlerden sonra kendisi olacaktı. Herşeyi zaman gösterecekti
Todos los derechos reservados