11 partes Continúa Serra Durmaz, İstanbul'un insanı yoran ama bir o kadar da içine çeken seslerine, elindeki kâğıdı buruşturarak karıştı.
Adres oradaydı. Siyah kalemle aceleyle yazılmış birkaç satır.
Ama sokak yoktu.
Valizinin tekerleği bozuk kaldırıma her takıldığında, içinden geçen sabır da biraz daha aşınıyordu. Sabah erkenden çıktığı yolculuk, beklediğinden uzun sürmüş; İstanbul onu ilk günden yormayı seçmişti. Boğaz'a yakın bir mahalle demişlerdi. Sessiz, eski ama güvenli. "İstanbul'un hâlâ nefes alan yerlerinden," diye eklemişti emlakçı.
Serra, başını kaldırıp etrafına baktı.
Eski apartmanlar, yokuş aşağı kıvrılan sokaklar, balkonlardan sarkan çamaşırlar... Ve aralardan görünen o ince mavi çizgi: Boğaz.
Tam da bu manzaraya dalmışken, bir adım öne çıktı.
Ve oldu.
Fren sesi kısa ama sertti.
Metal, bavula çarptı...