Yanmayı tercih etmişim senin cehenneminin serin ateşinde.
Susturma beni koyu gecelerin köşelerinde.Ben yıldızlara değil, güneşe kavuşmayı sevmişim seninle.
Bir damla suyu esirgesen de kurak topraklarımdan,feda olsun sana çatlamış kabuklarımın rüzgarları.Başka diyarlara gitmen gerektiğini söylemeden bana...
Git.
Bir daha geri dönmemek üzere sev beni.
Canımı yakma yanan alevinle; yanmaz çünkü...Ancak senden gelen bir su damlası yeter,söndürmeye içimdeki cehennemi.Günahlarımdan arınmam gerekirken,ben sana daha çok bulaştım.
Bir dokunuşunla darmadağın olurken,
bir bakışınla yeniden topluyorum kendimi.Küllerim bile sana benziyor artık her yanışımda biraz daha sen kokuyorum.Adını her nefeste anarken,
sessizliğinle yanmayı öğrendim.
Gecenin koynunda adını fısıldarken,
bir dua gibi yanımdan eksilmeni istedim,
ama dilim her defasında seni yeniden çağırdı.Belki de bu yüzden kahve tonunda severim her şeyi...
Ne tam siyah, ne tam beyaz.Tıpkı senin gibi -eksik kalan bir cümlenin en yakıcı kelimesi,yarım kalmış bir yangının son alevi gibisin.
All Rights Reserved