Sabahın ilk ışıklarıyla ayaklandı.Tıraşını oldu, banyosunu yaptı temiz ve ütülü olan kıyafetlerini giyip saçlarına şekil verdi. her sabah yaptığı gibi bu sabahta kuru lavanta demetlerinin içinden bir tane lavanta aldı ve saçlarının arasından geçirerek kulağının arkasına koydu.
-
"Dam üstüne çul serer leyli de yâr loylu da yâr loy loy loy...
bilmem, yâr kimi sever
a leylim nenni de kınalım nenni de belalım nenni de nenni..."
'lavanta' dedi sesi duyar duymaz, kim unuturdu ki bu sesi , bu kokuyu bu güzel güneşi.
"Lavanta, gitme benden. Bırakma beni Yaradanın emaneti, bırakma beni gözümün nûru, bırakma beni kınalı kuzu. Sensiz nefes bile alamayan bu aciz kulu bırakma."
Bir kez gördü o güzel çehreyi, bir kez soludu o güzel kokuyu, bir kez duydu o kınalı kuzu sesini bir kez sevdi daha da gözü görmedi, kulağı duymadı ciğerleri soluklanmadı.
O bir gün ansızın yarım kaldı. Aynı gün ellerini açıp yalvardı yaradana.
' dünya malında gözüm yok ama onu bana nasip et Rabbim'
All Rights Reserved