Arken olmak bu dünyada olabilecek en muazzam şeydi. Sadece doğduğunuz için sahip olduğunuz bu ayrıcalıklar sizi, ailenizi ve sizden sonra gelen neslinizi koruma altına alırdı.
Önünüzde diz çökülür ve dünyanın bütün zenginlikleri ayaklarınızın altına serilirdi.
Bu tanrının bir hediyesiydi.
Peki biz neden evimizi sırtımızda taşıyorduk. Biz neden kaçıyorduk.
Yıllardır bunları sorup duruyordum. Anneme, babama, kendime. Hiçbir zaman bir cevap alamadım ve artık alamayacağımı da biliyordum. Kabullendim ve köşeme çekildim.
Ama artık kaçamayacağımız bir noktadaydık. Akıp giden yolu izlerken kafamın içi boşalmış gibi hissediyordum. Yıllardır beni tehdit eden iç sesim, annemin söyledikleri, yaşananlar tamamen susmuştu.
Askerlerin zırhlı aracında evimize doğru gidiyorduk. Yapabilirdim, onları hipnotize edip kaçabilirdik ama yapamadım.
Bir tarafta kutsal kan ile doğduklarına inanan seçkin Arken soyu, bir tarafta da sıradan halk.
Krallığın ücra bir köşesinde yaşayan ARTHERİA bir gün ailesinden miras aldığı güçleri sayesinde kendini kardeşi ile başkente sürüklenmiş olarak bulur. Bu ayrıcalıklı insanların hayatına alışmaya çalışırken hem hayatta kalmaya çalışıyor düzenin bir parçası olmaya çalışıyor.
Son şifacı olarak hem kendi soyunu devam ettirmek zorunda hem de ailesini kanatları altına almaya çalışıyor.
Artheria'nın kendini, aşkını ve ait olduğu yeri keşfetme hikayesine hoş geldiniz.
All Rights Reserved