O bir kurak topraktı. Ne ben onun toprağında yeşermekten vazgeçebildim ne de o kurak toprağından sıyrılabildi. Zülayn Akdemir & Alparslan Dağhan ---- Dudaklarıma baktığında duvara olabilirmiş gibi daha fazla yaslandım. "Dediğimi yap, sonucunu düşünme." diye dudaklarıma üfleyerek konuştu. Geri çekildiğinde sesli soluk verdim. Bedenimi baştan aşağı süzdüğünde ona ters bir ifadeyle baktım. "Yiğit'e bir şey yapma Alparslan. Niyeti kötü değildi." Başını omzuna eğdi. "Bu herif sana aşık değil mi? Daha kötü ne olabilir?" Yutkundum. "Senden önce hayatımda o vardı." dediğimde çenesi kasıldı. "Yalan mı? Sırf onun sözlüsü olduğumu düşündüğün için beni kaçırmadın mı?" Alparslan bana doğru atıldığında elimi kaldırdım. "Dur orada! Bir haddin hududun olsun. Yaptığının arkasında dur. O adam beni gerçekten sevdiği için senden kaçırmaya kalktı. Peki ya sen? Başkasının sözlüsünü elinden aldın. Bu şerefsizlik değil mi Alparslan Dağhan?" Ellerini sıktığında ellerine baktım. Parmak boğumları hep yara içerisindeydi. Yiğit'i ağır darbelerle dövmüştü. Sonra da adamları onu almıştı. Kim bilir ona ne yapacaktı? Göğsüm hızla inip kalkıyordu. "Benimle evlendin. Kendi yöntemlerinle bu meselenin üstünü kapattın. Bırak, gitsin. Dediğini yapıp şoförle gitmeyi kabul giderim." Yine bana doğru adım attı. Adımları ağır ve sertti. Kendimi yine duvara yasladım. Kollarını iki yanımda duvara yasladı. "Meselenin üstünü kapattım, öyle mi?" Başını omzuna eğdi. "Emin misin?" Gözlerinin içine baktım. "Babasını bulamadın. Sende Yiğit'ten intikam almaya çalıştın ve benimle evlendin. Benimle kapattın." Yüzümün her noktasını incelediğinde bedenim ısındı. "Benim Yiğit'le olan meselem ne zaman biter, biliyor musun?" Gözlerinin içine baktığımda gülümsedi. Yüzünü yüzüme yaklaştırdı. "Sen benim çocuğuma hamile kal
More details