Bazı insanlar hayata rastgele düşmez.
Bazıları, bizzat kaderin eliyle seçilir...
Acının, sadakatin, suskunluğun ateşinde dövülür.
Nurefşan Ayyıldız, bir öğretmendi. Kalemiyle ruh onarır, suskun çocuklara ses, karanlığa ışık olurdu. Küçüldükçe büyüyen kalplerden biriydi; incindikçe insan kalanlardan.
Çağdaş Ulu Hançer ise bir askerdi.
Vatanın yükünü omuzlarında, yeminini damarlarında taşıyanlardan. Gözleri karanlığa alışmış, kalbi savaş görmüş, ruhu sessizce yananlardan.
Onlar karşılaşmadı...
Kader, onları çarpıştırdı.
Bir kıvılcım yetti; ateş doğdu.
Bu, iki cesur yüreğin hikâyesi değil sadece.
Bu, sessiz yangınların, görünmeyen savaşların, kaybolurken bile yol gösterenlerin masalı.
Aşkın en temiz hâlinin, acının en ağır yükünün, söz verilmemiş ama hiç bozulmamış sadakatin hikâyesi.
Bazı insanlara hayat değil, imtihan yazılır.
Bazı yüreklere sevmek değil, yanmak nasip olur.
Ve Nurefşan'ın adını herkes bilmez... Ama onun bıraktığı iz, un ufak olmuş külün içindeki parlayan son kıvılcım gibidir.
Adı kaderiydi. Kaderi yangındı.
Ve o, asla sadece bir kadın değildi. O, susarak bile iz bırakanların, yandıkça ışık verenlerin adıdır: Efşan.
___________________________________________
Bu kitapta yer alan tüm karakterler, olaylar ve mekânlar tamamen hayal ürünüdür.
All Rights Reserved