"Bu hikaye; kadim taşların, sağır dağların ve değişmez törelerin hüküm sürdüğü bir coğrafyada, bir kadının sessiz isyanıdır. Mardin'in altın sarısı sokaklarında yükselen bir silah sesiyle parçalanan sadece bir gece değil; bir annenin geleceği ve bir kız çocuğunun henüz açmamış düşleridir. Kadının köle, erkeğin hükümdar sayıldığı bu topraklarda; 'leke' ilan edilen masumiyetin, bir annenin kucağından koparılıp toprağın soğuk bağrına bırakılışını anlatır. Yazarın kaleminden dökülen bu satırlar; sadece dökülen kanı değil, o kanın üzerine örtülen sessizlik perdesini ve evladına kefen bile giydiremeyen bir annenin yüreğine ördüğü o görünmez duvarları taşır. 'Güneşin doğmaya utandığı toprak' her satırında 'neden?' diye soran, vicdanların kör, kulakların sağır olduğu o karanlık gecenin ebedi bir ağıtıdır.
Detail lengkap