Aleksey, sobanın başında oturmaya devam etti. "Belki de bazı insanlar ölmez, demiştim ya... Belki bazı duygular da ölmez. Sadece şekil değiştirir."
Pavel, gözlerini dışarıdan ayırmadan konuştu:
"Ah, dostum. Eğer gerçekten Daria'ysa... Bu şehirdeyse... Onu bulmam gerek. Bu kez konuşmalıyım. Bu kez susmamalıyım."
Aleksey, sobanın başında oturuyordu hâlâ. Alevlerin titrek ışığı yüzüne vuruyor, gözlerinin kenarındaki çizgileri daha da derinleştiriyordu. Pavel pencerenin önünde, camın buğusuna yaslanmıştı. Daria'nın ismi, odanın içinde hâlâ asılıydı. Sanki biri tekrar edecek olsa, cam çatlayacak, soba sönüverecekti.
"Ah Aleksey... Azizim... Bu ismi duymayalı kaç yıl oldu, biliyor musun?" dedi Pavel, sesi neredeyse bir fısıltıydı.
Aleksey başını eğdi. "Yıllar, dostum. Ama bazı isimler vardır ki, insanın içinde zamanla değil, sessizlikle büyür."
Seren, kalabalıklardan uzaklaşıp Diyarbakır'ın bir köyüne atanarak öğretmen olarak gelir.
Yeni bir başlangıç, yeni hayatlar ve dokunacağı umutlar vardır.
Karan Ağa ise bu toprakların gücü kadar merhametini de taşıyan bir adamdır.
Sessizdir, ağırdır ama kalbi sandığından çok daha iyidir.
Aynı gökyüzü altında, iki yabancı kalp yavaş yavaş birbirine alışır.
Bu hikâye; bağırmadan sevmenin, sabırla yaklaşmanın ve kalpten gelen bir aşkın hikâyesidir.🎀❤️
_"Ben sana bir evlat veremem."_
Karan Soysalan & Seren Aydar♾️💍
KADINA ŞİDDET, KUMA OLAYLARI YOKTUR!.