"Bir Börü'nün ruhu, asla esir alınamaz."
Ayra, Aşina'nın kadim kanını taşıyan, kılıcı soğuk ve keskin olan bir Türk prensesiydi.
Onurunu kılıcının soğukluğunda saklayan genç prenses, yıllar süren bir rehinelik yeminiyle yaşamaya mecburdu. Her nefesi, ait olduğu topraklara duyduğu sönmeyen hasretle ağırlaşıyordu. Lâkabı, gölgesi bile korku salan 'El Kesen'di çünkü kılıcı, kendisine uzanan her yanlış eli ve her sahte vaadi kesip atmayı görev edinmişti.
Fakat kaderin prangaları, duygulara işlemezdi. Ayra'nın kalbi, yurdunun kadim ruhuna duyduğu sevgi ile düşman kalede edindiği aile sevgisi arasında parçalanıyordu.
Şimdi Ayra, iki imparatorluğun ve iki kalbin arasında sıkışıp kalmıştı. Geri dönüşü olmayan bir seçim onu beklerken o, sadece atalarının onuruna sadık kalmaya yeminliydi.
Fakat kader, Ayra'ya bireysel seçim hakkı tanımıyordu. Yazgısı, onu bir gün iki düşman ulusun tek Yegâne Hükümdarı olmaya çağırıyordu.
Aldatıldığını öğrenen Elay, babasından yadigar olan dağ evine gider. Elay depresyonda iken evlerinin yakınında bir gece ışık parlaması ile ışığı takip eder... Devamı için seni kitabıma davet ediyorum :)