UNUTULANLAR DURAĞI

UNUTULANLAR DURAĞI

  • WpView
    OKUNANLAR 37
  • WpVote
    Oylar 9
  • WpPart
    Bölümler 3
WpMetadataReadDevam ediyor
WpMetadataNoticeSon yayınlanan Cts, Ara 6, 2025
14 Ekim 1974, Saat 09:05 Ayrılıkların sesi vardır. Kimisi bir kapının çarpılmasıdır; sert, kesin ve geri dönüşsüz. Kimisi bir telefonun yüzüne kapanmasıdır; cılız bir "çıt" sesi ve ardından gelen o sağır edici boşluk. Ama bazı ayrılıklar, metalin metale sürtünme sesidir. O sabah, düdük sesi istasyonun yüksek tavanında yankılandığında, Agah bunun bir veda olduğunu bilmiyordu. O, bunu sadece kısa bir virgül sanıyordu. Hayatının cümlesine konmuş, nefes alıp devam edilecek basit bir virgül. Nergis, vagonun penceresinden sarkmış, başındaki yeşil şapkayı rüzgar uçurmasın diye eliyle tutuyordu. Gözleri... O bal köpüğü gözleri, sabah güneşinde hare hare parlıyordu. "Çok bekletmem Agah!" diye bağırmıştı lokomotifin gürültüsünü bastırmaya çalışarak. "Dönüşte simit alırım, çayı sen koy!" Agah gülümsemiş, el sallamıştı. "Pencereyi kapat, üşütürsün!" diye seslenmişti arkasından. Bir koca, karısını son kez görürken ona "Seni seviyorum" demezdi belki ama "Üşütürsün" derdi. Bu, "Senin canın benim canımdır" demenin en eski yoluydu. Tren hareket etti. Tekerlekler dönmeye, buhar gökyüzüne yükselmeye başladı. Vagonlar birer birer Agah'ın önünden aktı. Nergis'in yüzü, dumanların arasında flurlaştı, küçüldü ve sonunda ufuk çizgisinde kaybolan siyah bir noktaya dönüştü. Agah, tren gözden kaybolduktan sonra bile el sallamaya devam etti. İçinde tuhaf, tanımlayamadığı bir huzur vardı. Bilmiyordu. O trenin bir daha asla perona yanaşmayacağını bilmiyordu. O rayların birkaç saat sonra bükülüp, demir bir mezarlığa dönüşeceğini bilmiyordu. Ve en önemlisi... O an el salladığı elini, tam kırk yıl boyunca bir daha hiç indirmeyeceğini bilmiyordu. Saat 09:06 oldu. Zaman, Agah Bey için o dakikada durdu. Dünya dönmeye devam etti, mevsimler değişti, çocuklar büyüdü, hükümetler yıkıldı. Ama Agah Bey, hep o peronda,
Tüm hakları saklıdır
#127
romantikdram
WpChevronRight
En büyük hikaye anlatıcılığı topluluğuna katılınKişiselleştirilmiş hikaye önerileri alın, favorilerinizi kütüphanenize kaydedin ve topluluğunuzu büyütmek için yorum yapın ve oy verin.
Illustration

Ayrıca sevebilecekleriniz

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Halısaha |texting
  • Vatan Uğruna
  • Sessiz Yemin
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Karven
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailme konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

Daha fazla bilgi
WpActionLinkİçerik Rehberi