Mardin'in taşlarında bir sır saklıdır:
Ağa olan severse öfkeden vazgeçmez,
Ağanın kızı severse canından vazgeçer.
Almila Kanlıkurt...20yaşında.
Mardin'in en tehlikeli adamı Deli Mehmet Kanlıkurt'un göz bebeği.
Gözünden yaş aksa tüm şehri yakan bir babanın, herkesin üzerine titrediği o narin, masum ağa kızı.
Ve Sencer Karakurt...27yaşında.
Dağların sertliğiyle yoğrulmuş,
Adı duyulduğunda bile yol değiştiren,
Henüz genç yaşta aşiretini diz çöktüren Ağa.
İkisi de güçten geliyordu.
İkisi de kurşundan sertti.
Ama kader...
Kader onlar için bambaşka bir oyun oynuyordu...
Töre, adalet, aile, savaş, kan, aşk...
Hepsi tek bir noktada birleşti:
Almila"nın kaderi Sencer'e yazıldı.
Sencer'in kaderi ise Almila'nın kalbine.
Ama Mardin'de bir kural vardı:
Ağa sevdi mi dünyayı karşısına alır, Tam severdi.
Ve bir gece...
Sencer ve Almila arasında başlayan o ateş tüm Mardin'i aydınlattı.
Aşiretlerin nefesi kesildi.
Toplantılar kuruldu.
Ve Mardinin deyişmeyen o velihat konusu açılınca.
:Ya velihat yada kuma"dediler tam o anda
Deli olarak Mardine nam salmış Mehmet Kanlıkurt'un tek bir sözü her şeyi değiştirdi:
"KIZIMIN GÖZÜNE TEK DAMLA YAŞ AKARSA EYER, ONUN HER BİR DAMLA GÖZ YAŞINA
MARDİNİ KANLA YIKARIM."
Bu sadece bir aşk hikâyesi değil.
Bu, Mardin'in en güçlü iki hanesinin
kanla, töreyle, aşkla birbirine bağlanmasının hikâyesi.
Ve kader... artık ikisinin yazgısını yazmaya başlamıştı bile.....
All Rights Reserved