Yalan söylemek ile gerçeği saklamak arasında fark var mıdır? Varsa bile yalan söyleyen insanın bahanesi temizdir, kesindir. Korkuyordur, tırsaktır. Ya saklayanlar? Onlar niye günaha girer, onlar niye bu zırvalığa ortak olurlar?
O üzülmesin, bu kırılmasın, şu ağlamasın; orası karışmasın, burası dağılmasın, şurası bozulmasın. Kimse gitmesin, tadımız kaçmasın. Bir sürü bahane sıralanır.
Lakin kimse arasında fark yok demez. İkisi de aldatmaktır demez. Her şeyden olduğu gibi konuşmaktan da ürkerler.
Yalan söyleyen affedilmez, saklayan yürekte tutulmaz.
Peki, ikisini aynı anda yapana ne yapılır?
"Aldattın beni." dedim sakin nefeslerimin arasında.
"Hayır," Gözlerimin içine baktı. "Hayır."
Gözlerine baktım. Boş, bomboş baktım. "Evet."
"Yıldız,"
Sözünü kestim. "Umay."
Yutkundu. "Umay?"
Çenemi yukarı diktim. "Umay."
İntikam alınır.
"Yapma, sarmaşık. Yapma."
İkisini de yapandan, intikam alınır.
"Sana ilk tanıştığımızda bir şey söylemiştim." Bir adım yaklaştım. Her hareketimi izliyordu.
"Sarmaşık zarar verir." Bir adım daha. "Beni dinlemedin." Bir adım daha. "Şimdi," Son adımımla aramızda neredeyse boşluk kalmamıştı. Yüzümü yüzüne yaklaştırdım. Bir iki santim kala durdum.
"Aşekan olmaya geldim."
Tutti i diritti riservati