Bir Han Hatası/YARI TEXTİNG

Bir Han Hatası/YARI TEXTİNG

  • WpView
    Reads 30
  • WpVote
    Votes 0
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Dec 6, 2025
WpInfo
Fiction
Romance
Meyra Lal Demirci, dokunmayı kendine yasakladığı çiçeklerin saf dünyasında yaşayan, geçmişin acılarıyla kirlendiğine inanan narin bir ruhtu. Tahir Han Alpaslanoğlu ise... O, ismindeki Han unvanını uluslararası arenada kullanan, üst düzey devlet yetkililerine dahi hükmeden bir otoriteydi. Tahir, küresel ilaç ve biyoteknoloji pazarlarını kontrol eden BEYAZ GÖLGE operasyonunu kusursuzca yürütüyordu. Ta ki, yorgun bir gece yarısı, en kritik emrini üst düzey bir Komutana gönderecekken, yanlışlıkla Meyra'nın sıradan telefonuna atana kadar. Tahir'in BEYAZ GÖLGE'sinin sızdırılmaması gereken o tek cümlesi, Meyra'nın telefonuyla çarpıştı. Bu tek Han Hatası, Tahir'in acımasız dünyasını, Meyra'nın kırılgan hayatına taşıdı. Şimdi Tahir'in tek amacı, sırrını bilen bu kızı bulmak ve susturmaktı. Ama Han'ın en büyük gücü, Meyra Lal Demirci'nin saflığı karşısında çözülmek üzereydi. iyi okumalar🙃
All Rights Reserved
#376
polis
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • ASENA
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • RUH-U REVAN
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • Gözler Aynı Sen
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem) - DÜZENLENECEK!
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines