Ya bir gün dünya durursa? Her şey, her hareket, her nefes... sonsuz bir ana kilitlenirse? Ve bu durmuş dünyanın içinde, sadece sen ve yedi yabancı hareket edebilirse?"
Lise hayatının sıradan karmaşasına alışmış dört genç kız - Asu, Efsun, Rengin ve İkbal - için bir sonbahar akşamı her şey değişir. Okuldan evlerine dönerken, gökyüzündeki kuşlar havada donakalır, şehirdeki arabalar yolun ortasında taş kesilir, insanlar günlük yaşamlarının tam ortasında heykele dönüşür. Dünya, aniden "Durma" denilen gizemli bir olayın pençesine düşer.
Bu akıl almaz sessizliğin ortasında, sadece onlar ve bilmedikleri dört erkek genç daha nefes alıp vermektedir. Kulaklarında yankılanan ilahi bir ses, onlara akıl almaz bir görev verir: Üç gün içinde birbirlerini bulmak zorundadırlar, yoksa her şey sonsuza dek sona erecektir. Üstelik bu kıyamet senaryosunun içinde, internet ve elektriğin de sadece 48 saat sonra tamamen kesileceği haberi, çaresizliklerini katlar.
İşin yorgunluğuyla yatağa uzanan Sofia, gözlerini kapattığı anda kendini bambaşka bir evrende bulur. Bu dünya; kasvetli gölgelerin ve nostaljik bir havanın hüküm sürdüğü karanlık bir diyardır. Sofia burada, bilinmeyen bir müziğin çağrısıyla dans ederken kaderini değiştirecek biriyle çarpışır: Kara Büyücü Lorenzo Blake.
Lorenzo, bu tehlikeli evrenin kurallarını bilen biridir. Sofia'nın buraya nasıl geldiğini anlamaya çalışırken, genç kadının sıradan bir rüyadan çok daha fazlasının içinde olduğunu fark eder.
Sofia, monoton,zorlu hayatına geri dönmenin mi yoksa karanlık diyarın ateşiyle dans etmeye devam etmenin mi daha tehlikeli olduğunu keşfetmek zorundadır.
(Hayali kurgudur benzerlikler
tesadüfidir.)