Bir kadın rüyalarıyla bir adamın geçmişine mühürlenirse, kader hangi tarafta kırılır?
Lavin yıllardır geceleri aynı fısıltıyla uyanıyor:
"Beni bul."
Kimin sesi olduğunu bilmiyor, neden onu çağırdığını da.
Ama her gece boğazına çöken o görünmez el,
hiçbir sabahı affetmiyor.
Rüyalarında gördüğü istasyonun gerçekte var olmaması gerekiyor... ama bir gün karşısına çıkıyor.
Tıpkı rüyalarında çöken o adam gibi. Gözünde yarım kalmış bir mavi taşıyan,
bakışı karanlığı delen, dokunduğu her şeyde bir sızı bırakan bir adam. Onu tanımaması gerekirken tanıyor. Onu bilmemesi gerekirken... çoktan biliyor. Ona yasaklı olan bir adama dokunuyor.
Ve Lavin uyandığı her sabah bir şeyi daha fark ediyor. Rüyaların yönettiği kader, artık uyanık hayatını da ele geçiriyor. Nefesini, adımlarını, hatta kime dönüşeceğini.
Onları birbirine bağlayan şeyin adı kader değil sadece...
Kaderden önce gelen, gizli ve çok eski bir mühür. Bu bağ doğuştan, ruhlarının altına oyulmuş. Her mühür bir bedel ister. Peki bu sefer o bedeli kim ödeyecek.
Lavin o bedeli ödemeye hazır olup olmadığını henüz bilmiyor. Tek bildiği O adam karanlığından çıkamaz... Lavin o karanlığa girmeye hazır mı?
Belki de bazı insanlar birbirlerinin ışığı olmaz.
Bazıları... birbirinin karanlığı olur.
Ve bu hikâyede karanlık, henüz yeni başlıyor...
Todos los derechos reservados