15 parts Ongoing "Bırak kolumu!" dedim, kolumu çekiştirdim ama durmadı. İçimde sarsıntılar, yer yarılacak gibiydi, sakinleşmek istedim ama nafile.
"Ben olmasan nasıl evlenecektin başka biriyle! Ben seni hâlâ boşamadım, farkında mısın?" deyiverdi.
"İyi, ben boşuyorum o vakit; bırak beni!" Kolumu çekiyor, debeleniyordum; o hâlâ bir karış kıpırdamıyordu. Anası neyle beslediyse hayvan gibiydi, insanlıktan nasipsiz.
"Üç talak hakkı bende. Seni boşamıyorum! Ne yapacaksın, başka bir ağa mı bulacaksın?"
Sözleri kulağımdan süzüldü vakit içimde fırtına koptu; daha da öfkelendim. Döndüm ona, boş elimle göğsüne vurup haykırdım: "Bulmayacağım! Hepsi kapımın önünde, birkaç lafıma bakıyor evet diyeceğim birine!"
"Ulan sen zaten benimle evlisin!" diye bağırdı.
"Varmı elinde kanıt Baran ağa?" diye sordum; sözlerim kontrolüm dışında aktı dudaklarımdan. Öfke gözümü kör etmişti. O da durmuyor basıyordu bam telime.
"Bu iş namus meselesi, Arin. Gidersen başka birine, Allah şahidim olsun, yoluna çıkan her adamı vururum."
***
İnsan, ölü sanılan yâr ile kaç defa nikâh tazeleyebilir?
Ben, her sabah kaderle evlenip her gece onunla dul kaldım.
Bir kefenin beyazında senin adını okudum,
Bir mezar taşında hâlâ atan kalbini duydum.
İçimde senin elinle yakılmış bir kandil yanar, ey Miri dilim,
Işığı senin gözlerinden, alevi benim yaramdandır.
Her gelen vurdu, giden dağladı;
Ben her darbede "aşk" dedim, "sabır" dedim, "sen" dedim.
Nefesi gül kokan beyim,
Bir avuç ateşsin dediğin nazeninin
şimdi har har yandığını görmüyor musun?
Ben kül oldum; fakat külümden dahi adını devşiririm.
Neredesin şimdi?
Yıldızlar mı sakladı sesini, yoksa gece mi örttü izini?
Ben her rüzgârda kokunu ararım;
Her secdede alnım toprağa değil, sana değer sanki.
Bu aşk, doğu gecelerinin kederiyle,
Divan kasidelerinin gül rengiyle yazıldı.
Her harfi bir sızı, her kel