Bu kitap, modern hayatın içinde sıkışıp kalmış bir ofis çalışanının, geçmişte bir Wei prensesi olarak gözlerini açmasını anlatıyor. Tabii kader buna izin verirse. Nevin, yirmi sekiz yıllık hayatı boyunca kendini hiçbir yere ait hissedememiştir. Beton duvarların arasında, floresan ışıkları altında çalışırken ruhunun aslında doğaya ait olduğunu bilir; fakat hayat şartları onu sevmediği bir ofiste yaşamaya mecbur bırakır. Günleri birbirinin aynı geçerken içinde büyüyen boşluk hissi giderek dayanılmaz hâle gelir. Kanlı dolunayın gökyüzünü kızıl renge boyadığı bir gece, eski bir kitapta karşılaştığı geçmiş yaşam ritüelini denemeye karar verir. Amacı yalnızca geçmişte kim olduğunu görmek değildir. Fakat ritüel gerçekleştiğinde Nevin yalnızca bir rüya görmez. Gözlerini, siyasi bir evlilik uğruna bozkıra gönderilmiş bir Wei prensesi olarak açar. Entrikalarla dolu yabancı bir obada, savaşçıların ve törelerin arasında hayatta kalmaya çalışırken tek bir amacı vardır: Hiçbir şey yapmamak! Ne evlenmek zorunda olduğu, sertliğiyle nam salmış kağanın dikkatini çekmek... Ne de karısının ve kıskanç cariyelerinin hedefi olmak istiyordu. Peki başarılı olabilecek miydi?
More details