Ira, başarıyla sevgi arasındaki farkı çok erken öğrenmiş bir kız.
Kontrolü sevgi sanan bir anne,
adı konmamış bir korku gibi ensesinde dolaşan bir baba
ve kendi bedenine bile yabancılaştığı bir hayatın içinde büyüyor.
Figür pateni onun için bir tutku değil, bir zorunluluk.
Her alkış, biraz daha ağır.
Her başarı, biraz daha yalnız.
Amerika'ya uzanan bu yol;
kurtuluşla kayboluş arasındaki ince çizgide ilerlerken,
Ira kendine şu soruyu sormak zorunda kalır:
İzler gerçekten geçer mi, yoksa insan sadece onlarla yaşamayı mı öğrenir?
All Rights Reserved