Koştum.
İlk kez adımlarım titriyor.
Bir bomba patladı. Kardeşim nerede?
Sonra onu gördüm. İpek saçları dağılmış, çamura bulanmış. Korktum.
Kardeşime bakmaya korktum ben.
Gözüme çarptı, sağ tarafa savrulmuş kolu. Ne oldu sana ay yüzlü Aybüke?
Ardımdan bir feryat duyuldu.
Tufan , haykırıyor. Canından can gidermişcesine.
Dizlerim toprakla buluştu. Gözlerim gözlerine değdi. Saçının teline kıyamadığım kardeşime ne olmuş böyle?
Kucakladım kardeşimi, sırtladım bedenini. Küçükken de inmezdi omuzlarımdan.
Çantasını getirdiler, onu da aldım kucağıma. Buz kesmiş ellerim uzandı sağdaki koluna. Aldım bağrıma bastım.
Yürüdüm.
Toplanma noktasına gelene kadar durmadım, ne kadar sürdü bilmiyorum. Helikopteri beklerken yatırdım güzelimi sol yanıma.
Açık kalan gözlerini örttüm usulca.
"Ölmek var, dönmek yok. Kanımız yerde kalmayacak ay yüzlüm."
Sonrası, karanlık.
Sete geç kaldığını haber vermek isteyen başarılı bir oyuncu, yanlış numarayı tuşlar ve hikaye o zaman başlar.
Bu yanlış numara, büyük bir aşkın kıvılcımını ateşler. Daha önce duygularını kullanmayan, acımasız, Rusya'nın en büyük adamı aynı zamanda Mardin'in en büyük aşiretinin oğlu olan adam, bu kıvılcımda tutuşmaya hazırdır.
Mardin'de çekilen dizisi ile ün alan oyuncunun, Mardin'li adam ile aşk yaşadığı yerde Mardin olur.