Bazı ölümler gerçektir.
Bazıları ise yalnızca iyi yazılmış bir yalandır.
Üç yıldır abisinin mezarına alışmaya çalışan bir kız, bir gecede bildiklerinin gerçeğe sarılmış sinsi bir yalan olduğunu öğrenir.
İhanet mi daha ağırdır, yoksa kan bağı mı?
Gücün hüküm sürdüğü bir dünyada, merhamet zayıflıktır. Silahların konuştuğu, sadakatin kanla yazıldığı bu şehirde
bir bakış, bir kurşundan daha ölümcül olabilir.
Dimitri, yeraltı dünyasının adını fısıltıyla söylettiği bir adamdı.
Emirleri sorgulanmaz, kuralları çiğnenmez.
Sevgiye yer olmayan bir hayatın içinde, tek bildiği şey kontroldür.
Nora ise yanlış zamanda, yanlış adamın karşısına çıkan bir kadındır. Tek emeli abisinin sakladığı gerçeğini öğrenmek,onu bulmaktır.
Kaçmak bir seçenek değil, kalmak ise ölümcül bir kumardır. Bu hikâyede aşk, kurtuluş değil; bir zaaf, bir tehdit, bir esarettir. Çünkü mafya sevmek, tetiği kendi kalbine doğrultmaktır.
Gerçekler çıplak aynaların arasında ortaya çıkarken havaya karışan o fısıltı iki kişinin de kalbine ok gibi saplandı.
"Esaret her zaman tek taraflı olmaz... ve her esaretin bir bedeli vardır."
Ben Nora Keskiner,Dimitri İvanov'ya meydan okuyorum.
All Rights Reserved