Bir motor kazasına karışan Ateş, çarptığı genç kadını hastaneye yetiştirdiğinde onun kazanın etkisiyle hafızasını tamamen kaybettiğini öğrenir. Kadın ne adını hatırlıyordur ne de nereye ait olduğunu... Üzerinde kimliği yoktur, telefonu ise kullanılamaz hâldedir. Aranacak bir numara, haber verilecek bir aile ya da dönülecek bir adres yoktur.
Kızın gidecek bir yerinin olmayışı, Ateş'in içindeki vicdanı ağırlaştırır. Onu orada bırakmak, sanki kendi eliyle kaybolmuş bir kalbi daha derine itmek gibi gelir. Genç kadın adını bile hatırlamazken Ateş, bulundukları ayın adını söyleyerek ona "Nisan" der.
Her şeyin düzeleceğine inanarak Nisan'ı ailesinin evine götürür; ancak hiçbir şey umduğu kadar kolay değildir. Ne ailesi buna hazırdır, ne ev ortamı... ne de Nisan'ın içindeki o sessiz, derin karmaşa.
Ateş, istemeden başladığı bu yolculukta bir yabancıyı korumaya çalışırken fark etmeden kendi kalbine de kapı aralayacaktır. Nisan ise kim olduğunu ararken, kim olabileceğini keşfedecek; kaybolduğu yerde belki de ilk kez bulunacaktır.
Bu hikâye, iki kayıp kalbin birbirinin mevsimi oluşunun hikâyesi.
All Rights Reserved