Sekiz yaşındaki Efsun, hayatının geri kalanını tek bir anın gölgesinde yaşamaya mahkûm olur: Annesini yerde, hareketsiz bulduğu o gün. Küçük kalbi korkuyla çarparken kendine sessiz bir söz verir - annesinin katilini bulacaktır.
Ama gerçekler, çocuk yeminleri kadar saf değildir.
Annesinin ölümünden hemen sonra babası yeniden evlenir ve Efsun için ev, bir sığınak olmaktan çıkar. Sessiz acılar, görünmeyen yaralar ve kimsenin duymadığı çığlıklar arasında büyür. Okulda ise onu bekleyen başka bir karanlık vardır: Miran. Efsun'un ezelî düşmanı. Her bakışı bir tehdit, her sözü yeni bir sınavdır.
Yıllar geçtikçe Efsun geçmişin izlerini sürmeye başlar. Annesinin ölümü bir kaza mıydı, yoksa ustaca saklanmış bir cinayet mi? Gerçeğe her yaklaştığında, hayatındaki insanların maskeleri birer birer düşer. Dost sandıkları düşman, düşman sandıkları anahtar olabilir.
Ve Efsun şunu fark eder:
Bazı sırlar gömüldükçe büyür.
Bazı düşmanlıklar kaderden eskidir.
Ve bazı gerçekler, ortaya çıktığında her şeyi yakar.
İntikam mı, adalet mi?
Efsun gerçeği bulabilecek mi, yoksa karanlık onu da mı yutacak?
Bu roman, bir çocuğun kaybolan masumiyetini, derin bir gizemi ve asla dinmeyen bir hesaplaşmayı anlatıyor.
Ben İnci Mavi Herkül. Ablamın ve eniştemin evine aldığı, evlerinin ilk çocuğu saydığı, soyadlarını verdiği çocuklarıyım.
Ben İnci Mavi Karduman. Biyolojik ailemin 17 yıldır ölü bilinen kızıyım.
Ben İnci Mavi Günay yıllar boyunca annesinin ölümünden kendini suçlamış olan kızım.
Ben İnci. Sadece İnci. Hayatının baştan sona yalan olduğunu öğrenen o zavallı kızım.