Ege'de fırtınalı bir gecede, terk edilmiş köşkün kütüphanesinde Elif ve Aras karşı-karşıyaydı.
Aras elindeki silahı masaya bırakıp Elif'e bir adım yaklaşır, sesi fısıltı kadar alçak ama serttir.
"Bana en başından beri yalan söyledin, değil mi? O anahtarın neyi açacağını biliyordun."
Elif gözleri yaşlı ama bakışları dik,
"Bilmiyordum Aras! Ben sadece... Ben sadece ailemin bir katil olmadığını kanıtlamaya çalışıyordum. Senin beni sevdiğine inanmaya çalıştığım gibi."
Aras acı bir gülümsemeyle,
"Sevgi mi? Bu evde sevgiye dair tek bir toz tanesi bile yok Elif. Sadece sırlar ve o sırların altında ezilen bizler varız."
Elif elindeki küçük, gümüş anahtarı havaya kaldırır,
"O zaman bitirelim şunu. Kapıyı açıyorum. Ama şunu bil; o eşikten geçtiğimizde ne bu gizem kalacak ne de biz."
Aras Elif'in elini sıkıca tutar, anahtarı değil, parmaklarını kavrar.
"O zaman bırak dünya başımıza yıkılsın. Ama sakın elimi bırakma."
Todos los derechos reservados