GÜLLER SOLDUĞUNDA

GÜLLER SOLDUĞUNDA

  • WpView
    Reads 1,555
  • WpVote
    Votes 764
  • WpPart
    Parts 20
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published about 17 hours ago
"Kurnaz tilki, yaralı ceylana denk düştüğünde tek düşündüğü onu avlamak olur. Avına hayranlık duyan onu kaç saniyede tuzağına çekebileceğini düşünendir. Ya kurnaz bir tilki ya yaralı bir ceylansındır hayatta; ya yaşayan ya da yaşamla cezalandıransındır soluk aldığın dünyada. Leyla Alaca, kurnaz yalancı bir tilkiden fazlası, yaşamak zorunda kalandan daha azı değildi. Yaşamı elde etmek için savaşması ve her şeye rağmen devam etmesi gereken biriydi. Ama güneş tepeye dikildiğinde, daha önce hiç gözükmeyen yollar bir günde açığa çıktığında yürümek için yeni bir yolu değil; geçmişinde kalmış ve yürümekten çekindiği o yola adımladı. Geçmişi yaşamadan bir gelecek edinemezsin, dedi kendine ve göğsünü cesaretle doldurdu. Güller solduğunda aynı kökten bir daha aynı şekilde yeşeremezler ve bazen daha iyi bir gül yetiştirebilmek için kökünden söküp atman gerekir fidanı. Ben o gül oldum. Solduğumda kökümden söküp attılar beni. İntikamım toprağıma değil; beni söküp atan o ellere. Güller solmalıdır, Leyla. Solmalıdır ki gelecek olan kış boynunu bükmesin, don vurdurmasın köküne. Güller solmazsa kara kış bir daha gün yüzü göstermez, açtırmaz yapraklarını. Sen kara kışın don vurduğu o gülsün ve ben senin yeniden kök salmana yardım edeceğim, dedin bana Cihan ama yanıldın. Ben yapraklarımın açmasını değil, ellere batan diken olmayı diliyorum. Affet beni Cihan Erge, geçmişimi yaşamadan bir gelecek hayal edemem. Güller solmalı, güneş tepeden inmeli, tilki yaralı ceylanı en kısa sürede yakalamalı. Hayat işlemeli, yollar birbirine çıkmalı ve ben o intikamı almalıyım. "Beni kaybedecek kadar mı? Kendimi kaybedecek kadar."
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Lekeli Kader
  • GÖĞÜS KAFESİ
  • YAKAMOZ
  • DYAVOL ( KİTAP OLDU )
  • KIYAMET GETİREN (+18)
  • A7
  • Kızıltepe Mahallesi
  • KELEBEKLER BİR GÜN YAŞAR
  • Bir Rüyanın Peşinden
  • Çan Çiçekleri

"Yağ satarım, bal satarım. Ustam ölmüş, ben satarım." Hayatım boyunca unutmayacaktım bu sözleri; her bir hecesi ruhuma atılan birer çizik gibi bende kalacaktı. Çocuklar el ele tutuşup neşeyle bu sözleri mırıldanıp, masumiyetin gölgesinde eğlenirken; biz, bu oyunda kan ve gözyaşı döküyorduk. Oyunun kuralı değişmişti; ebe bendim ve elimdeki bir mendil değil, ölümün soğuk nefesiydi. Gözlerimi karşımdaki adamlara diktim. Onlar bu kanlı oyunun kurbanları, bense kaderin eline tutuşturduğu zehirli bir hançer gibi başlarında bekleyen infazcıydım. Karşımda üç adam kalmıştı. Üç farklı hayat ve üç farklı korku. Peki ya benim ruhum kalır mıydı bu oyundan sonra? Bir katilin ruhu, öldürdüğü bedenin yanına, o karanlık odaya gömülürdü; biliyordum. "Satsam on beş liradır." Bugün, kaderimin üzerine kara bir mühürle kazınmıştı. Sayfaları çevirdikçe parmaklarımı kirleten simsiyah bir leke... Bir gün, bugünün bedelini alacaktım. Ağır bir bedel olacaktı bu. Oyun değil, her şey gerçek olacaktı. "Zam bak zum bak," Küçüklüğümüzde herkese sorulmuş bir soru vardı: 'Bir sihrin olsa ne olmasını isterdin?' Çocukken bir cevap vermemiştim bu soruya. Çünkü dileklerin, gerçeklerin sert kayalarına çarpıp parçalandığını çok erken yaşta, canım yana yana öğrenmiştim. Ama şimdi... Bir sihrim olsa, buradan yok olmak isterdim. Bu cevabım sihrin varlığına inandığım için değil, inanmak isteyecek kadar çaresiz olduğum içindi. "Dön arkana, iyi bak." Tuşa basmamla kurşun, karşımdaki sandalyeye mahkûm edilmiş bedene isabet etti. "Hayır!" Dünyayı yerinden oynatacak bir feryat döküldü kadının dudaklarından. Kocası, gözlerinin önünde öldürülmüştü. Ben yapmıştım. Öldürdüğüm kadar ölüyordum bugün. Bir aile... Dağılıp gitmişti. Ben yıkmıştım. Ne ben kendimi bugünden dolayı affederdim, ne de bugünü yaşatanı...

More details
WpActionLinkContent Guidelines